9 Haziran 2017 Cuma

Spor Yapmamız İçin 7 İlginç Sebep

                  Spor;kişiyi güçlü,iyi,sağlıklı,zeki,mutlu,eskisinden daha iyi yaşam sunan bir nevi ibadettir. Eskiden insanların işleri, ağır olduğu için spor yapmalarına gerek yoktu.Zaten çok hareketli bir yaşamları vardı.Mutluydular,sağlıklıydılar(hem bedenen hem ruhen),güçlüydüler...Fakat şimdi insanlar, hareketsiz bir yaşam sürdükleri için spor yapmaya daha çok ihtiyaçları var.Yazın gelmesine az kaldı ve spor salonları yavaş yavaş dolmaya başladı.Şimdi size hepimizin başına gelebilecek bir hikaye anlatmak istiyorum.
                            ''Mevsim yazdır.Kahramanımız spor yapmak için bin bir hevesle dambıl seti almıştır.Dambıllar kargo ile geldiğinde kargocu abi 'Bunun içinde insan ölüsü mü var?Amma da ağırmış : )' şeklinde indirir.Adamımız seti alıp evine kadar zar zor çıkarır.Programını yapar.3 gün sonra çalışmaya başlar.Adamımız bir kaç hafta sonra gelişmeye başlamıştır.Denize gittiğinde istediği vücudu azda olsa yapmıştır."
                           Bu olaydan sonra hepimizin bildiği gibi dambıllar, rüzgar örtmesin diye kapı önüne konulmuştur  : )


Kapının önüne dambıl koymak

          Neden spor yaparız?Sağlıklı olmak için mi,zayıflamak için mi,kızların ilgisini çekmek için mi....Bu yazıda herkesin bildiği klasikleşmiş şeyleri anlatmayacağım.Çünkü onları herkes biliyor.Ayrıca dengeli spor yapmak da önemlidir.Kendini zorlayacaksın ama belli bir limitte.Mesela; en fazla 100 metre koşabiliyosun ama 200 metre için kendini yırtıyorsun.

1.Daha İyi Hissetmek İçin
             Spor yapmayı bitirdikten sonra yeniden doğmuş gibi hissederiz.Bunun nedeni mutluluk hormonunun üzerimizdeki etkisidir.Kötü bir haber duysak bile moralimiz bozulamaz : ) Ayrıca; spor yapmak öfkemizi kontrol etmemizi sağlar.Daha sakin oluruz.

2.Daha İyi Olmak İçin
           Şöyle bir şey vardır ki spor yapan insanlar her zaman daha iyi olurlar.Derslerinde daha başarılı,daha dikkatli,daha zeki...Aklınıza ne geliyorsa.Ayrıca: kendilerine her konuda sonuna kadar güvenirler.Bunun nedeni belki kendilerini daha güçlü hissettikleri için olabilir.

3.Dinç Hissetmek İçin
       Dinç bir kafa ile yapacağımız işlere daha kolay odaklanırız ve daha hızlı yaparız.Aklımızdaki sıkıntılardan kurtuluruz.

4.Beynimiz İçin
           Spor yapan insanların beyinleri daha hızlı çalışır.Daha hızlı düşünebiliriz,ders çalışabiliriz...Örneğin; spor yapan adam 1 saatte 40 sayfa kitap okuyabilirken spor yapmayan insan 30 sayfa kitap okuyabilir.

5.Daha İyi Uyku İçin
          Yapılan araştırmalar gösteriyor ki spor yapan insanların uykuları daha kaliteli oluyor.Normalde uyumak için 1-2 saat bekleyen ve yataktan kalkmak için 1 saat oyalanan insanlar daha çabuk uyuyorlar ve yataktan daha hızlı kalkıyorlar.

6.Kendinizi Gerçekleştirirsiniz
           Bir şeyleri başardığınızı gördüğünüzde özgüveniniz artar ve mutlu olursunuz.

 Spor dalları
7.Zorluklar
       Zorluklara karşı kolay kolay pes etmezsiniz.Ayrıca spor yapmak sizin iradenizi güçlendirir.Sizi hem fiziksel olarak hemde ruhen daha güçlü yapar.



            "Sınırı koyan zihindir.Zihin bir şeyi yapabileceğine inanabildiği kadar başarılı olabilir.Kendine  %100 inandığın sürece her şeyi  başarabilirsin."
                                                                                                             -Arnold  Schwarzenegger
            

18 Mayıs 2017 Perşembe

Mutluluğun Sırrı Nedir?

               
                        Bahar,21 Mart'ta başlayıp 22 Haziran'a kadar süren zamandır.Sözlükte ilkyaz diye de geçer.Bahar mevsimini muhtemelen herkes sever.Ağaçlar,çiçekler çiçek açar.Her taraf rengarenk olur.Renk cümbüşü ortaya çıkar.Hatta tarlalar bu havalarda ekili veya bitkiler bu zamanda topraktan dışarı kendilerini göstermeye başlarlar.Arılar,kelebekler havada pır pır eder.Kuşlar,kediler çoğalmak için yuva arar.Yani bahar=hayatın yeniden başlamasıdır.Doğa nasıl olurda insanları mutlu eder?Bence bahar sevdiğimiz şeyleri tekrardan yaşattığı için severiz onu.Sevdiğin şeylerin ve zamanın geri gelmesidir.Evden çıkmadan önce mutsuz olsan bile evden çıktığında gördüğün Güneş seni birden mutlu eder.Hele bir de deniz kenarında oturuyor isen o hava tadından yenmez.Dikkat ettiyseniz Güneşli havalarda özellikle bahar zamanı insanlar azda olsa mutludurlar.


hacettepede bahar


                  Güneşli havalarda vücudumuza gelen Güneş ışınları vücudumuzun melatonin sentezini azaltarak bizi daha pozitif yapar.Yani bir ülke Ekvator'a ne kadar yakınsa o kadar mutlu olabilir.Bizde Akdeniz ülkesi olduğumuz için pozitif olarak etkileniriz bu durumdan.Kuzey Avrupa ülkelerine bakınız: halk maddi açıdan doygundur,özgürdür,bütün ihtiyaçlarını karşılayabilirler ama intihar oranları yüksektir.Birde Afrika ülkelerine bakınız: halk açlık,sefalet içindedir;maddi ihtiyaçlarını karşılayamazlar hatta büyük çoğunluğu susuzluktan ölür ama mutludurlar.Dikkatinizi çektiyse Dünya'daki insanların bir kısmı modern yaşam yüzünden diğer kısmı yokluk yüzünden ölmektedir.Eğer bu iki toplum birbiriyle etkileşim içinde olursa belki daha fazla insan hayatta kalır.Nietzsche "Kim mutlu edebilir seni,sen hazır değilsen?" demiştir.Yani mutluluk için ilk başta bizim hazır olmamız gerekir.


       İnsanların büyük çoğunluğu bu havalarda aşık olurlar.Mutludurlar,umutludurlar,birliktedirler...Bu aşkın biyokimyasal mı yoksa duygusal mı orasını bilmem : ) Dünya Güneş'in etrafında döner mevsimler oluşur.Bizim aşkımızda mı böyle acaba :) ?
                           
            Günler haftaları,haftalar ayları,aylar yılları oluşturur.Acaba bizim hayatımızda böyle değil mi?Sıradan ve monoton.Bir piyon gibi feda edilmeye hazır.Yani satrançta ki en önemsiz taş.Ama unutmayalım ki bazılarının önemsiz dediği o taşlar bir gün vezir olabilir.Bunun zamanı bahar neden olmasın.Neden havaların iyi olması insanlara ilham vermesin.Normalde güzel havalarda insanlar yan gelip yatmayı sever.Bakınız: Ağustos böceği ile karınca.Ama bir yerden sonrada sıkıcı oluyor.Hayat sadece çalışmaktan mı ibaret?Bu güzel havalarda dışarıda ailemizle,arkadaşlarımızla vakit geçirebiliriz.
                         

23 Şubat 2017 Perşembe

Sigara Bağımlılığına Dair Herşey

               Sigara, tütünün kağıda sarılmasıyla yapılır.18. yüzyılda Amerika'dan  Avrupa'ya oradan da Türkiye'ye geldi.İlk zamanlarda tütün yaprağına daha sonra ince kağıda sarılarak içilmiştir.Ayrıca; İngiltere, onu Kırım Savaşı'nda  Osmanlı askerlerinden görmüştür.1980'lerde bilim adamları onun zararlarını açığa çıkardılar.Ülkemizde sigara tüketimi her sene yükselmektedir.O kadar yükselmiş ki Avrupalılar bizim için  "Türk gibi sigara içmek" deyimini bulmuş : ).Birçok kişi onun zararlarını bilmesine rağmen onu kullanır.Zararlı madde tüketiminde birinci sıradadır.Uzun süre kullanılırsa geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına sebep olmaktadır.
                    Teknoloji geliştikçe onun yeni zararları çıkıyor.Paketin üstünde "Sigara içmek öldürür."yazıyor.Fakat tüketim azalması gerekirken daha çok arttı.Demek ki; bir şey yasaklandığında insanların daha fazla  ilgisini çekiyor.İnsanlar olduğundan beri böyledir.Örneğin; Hz. Adem  yasak meyveyi yedi.


bolca sigara içen adam

1.Sigaranın Faydaları

  •  Geceleri öksürüğe yol açıp sık sık uyanırsınız ve evinize hırsız girmez.
  • Erken yaşta bastonla dolaşacağınız için köpeklere karşı avantajlı olacaksınız.
  • Herkesin bir karaciğeri varken sizin üç tane karaciğere sahip olursunuz.
  • Evde sigara kokusu her yere sineceği için evdeki eşyalar sık sık yıkanmış olur.
  • Sıkıntı ve stresinizi geçici olarak bastırabilirsiniz ama tamamen önleyemezsiniz.
  • Yediğiniz yemeğin tadını tam olarak alamadığınız için az yiyeceksiniz ve kolay zayıflayacaksınız.
  • İğrenç tadı olan ve ilk içildiğinde herkesi tiksindirir.Onu vücudunuza kabul ettirmişseniz her şeyi başarabilirsiniz.
  • Daha erken yaşlanırsınız ve herkes sizi dede zanneder.
  • Yaşlılığın getirdiği sıkıntıları göremezsiniz.Çünkü; erkenden ölürsünüz.
  • Karaciğeriniz kimyasalları temizlemek için çok çalışır.
  • İstemediğiniz insanları onun sayesinde kendinizden uzak tutabilirsiniz.

sigara öldürür.


2.Sigarayı Bırakma Evresinde Vücutta Olan Şeyler

  • 20 dakika sonra, nabız ve kan basıncı normale döner.
  • 8 saat sonra, kan oksijen düzeyi normale döner ve kalp krizi geçirme riski azalır.
  • 1 gün sonra,vücut karbonmonoksitten arınır.
  • 2 gün sonra,kandaki nikotin düzeyi azalır.Tat ve koku duyusu artar.Peptik ülserli hastaların tedaviye verdikleri cevap artar.
  • 3 gün sonra, hava yollarının gevşemesi sonucu rahat nefes alınıp verilir.Hava yolları kendi kendini temizlemeye başlar.Enerji miktarı artar.
  • 2-12 hafta sonra,vücuttaki dolaşım düzelir.Solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riski azalır.Yürürken yorulma ve tıkanma daha az görülür.
  • 3-9 ay sonra;öksürük,kısa aralıklarla nefes alıp verme,hırıltı yada ıslık sesli soluk alıp verme gibi solunum problemleri düzelir.Akciğerin fonksiyonu artar.
  • 1 yıl sonra,koroner kalp hastalığı riski yarıya düşer.
  • 1-3 yıl sonra, mesane kanseri riski yarıya düşer.
  • 5 yıl sonra;kalp krizi geçirme riski,yemek borusu ve ağız boşluğu kanseri riski yarıya düşer.
  • 10-15 yıl sonra;kalp krizi riski hiç içmeyenlerle aynı seviyeye düşer.Akciğer kanseri riski hiç içmeyenlere göre %50 azalır.


sigara içen ünlüler

3.Sigara Bağımlılığında Psikolojik Faktörler
               Her tiryaki sigaraya başlamadan önce zihnen ona başlamıştır.O bulaşıcı psikolojik bir hastalıktır.Kuşaktan kuşağa görüp,duyarak bulaşır.Dünyaya geldiğimizden itibaren çevremizdeki bağımlıların binlerce  bilinçaltı kaydı ve reklamlar sayesinde daha küçükken beynimize bulaşır.Bu gerçekte topluca beyin yıkamadır.İlk başta etrafımızdaki sigara içen insanların daha sonra çizgi filmler,diziler,filmler sayesinde bilinçaltımıza girer.Onun hayatın her alanında normal bir şeymiş gibi algılarız.Bunun için dünyanın parası harcanmıştır.Sonuç olarak;sigaranın psikolojik bağımlılığı  beyin yıkamalar sayesinde oluşmuştur.
              
                Hamilelik,oruç ve uzun yolculuklarda sigara içmek istemiyoruz.Ama bunlar bitip,geçtiğinde hemen onu içmeye başlıyoruz.Çünkü; bunlar bitene kadar onu içmemeye şartlanmışızdır.Onu içmeye başladığında yasakla falan  karşılaşırsa canı sıkılır,sinirlilik,gerginlik... o kadar zaman yaşamadığımız belirtileri ilginç bir şekilde saniyeler  içinde yaşarız.Asıl sorun içmemeye şartlanma süresinin bitmiş olmasıdır.

sigara içen ünlüler

4.Sigaranın Zararları


sigarnın içindeki maddeler nedir

  1. Bulunduğumuz ortamda kötü kokular yayılır.
  2. Cildiniz kararır ve daha yaşlı gözükürsünüz.
  3. Diş ve diş eti hastalıkları yaşarsınız.
  4. Ağızda tat alma eksiklikleri başlar ve kanser riski artar.
  5. Gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma,ses tellerinin zarar görmesi ve başka kanser türleri.
  6. Kalp ve damarlar tahribat görür.Kalp krizi,damar tıkanıklığı,tansiyon yüksekliği gibi zararlar ortaya çıkar.
  7. Beyin felci, ileri yaşta bunama olur.Her nefeste 50 bin hücre ölür.
  8. Katarakt ve ileri yaşlarda körlük meydana gelir.
  9. Burunda koku alma duyusu azalır.
  10. Akciğer kanserine yakalanma,bronşit ve amfizem gibi hastalıklar olur.
  11. Mide ve yemek borusunda karama,ülser,kanser oluşur.
  12. Pankreas kanseri riski artar.
  13. Kısırlık,çocuk düşürme,sakat ve eksik doğum,erken menopoz,rahim kanseri oluşur.
  14. Mesane kanseri meydana gelir.
  15. Ellerde ve parmaklarda sararma,tırnaklar dayanıksız olur.
  16. Kemik erimesi oluşur.
  17. Kol ve bacak damarlarında çeşitli hastalıklar oluşur.
  18. Organlardaki damarların tıkanıp kesilmesine yol açar.
  19. Yorgunluk,uykusuzluk,ruhsal gerilim,stres,performans düşüklüğü,reflekslerde azalma olur.
  20. Koku alma duyusu azalır.
  21. Hamileliğinde sigara içen annelerin bebeklerinde %10-15 eksik kilolu doğar ve zeka geriliği görülür.

16 Şubat 2017 Perşembe

Dahilik,Delilik ve Yaşam

                           Delilik,insanların var olan akıllarını yitirmesidir.Yani akılsız kalmaktır.Eğer aklımızı yitirirsek bu dünyanın sıkıntılarından,kederlerinden,kötü şeylerinden belki arınabiliriz.Dünya'da  veya etrafımızda olan şeyler bizi ilgilendirmez.Bir nevi "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." demektir bu olay.Gün geçtikçe insanlar delirmektedir.Hem maddi hem de manevi sıkıntılar bizim aklımızı yitirmemize,umursamamazlığımıza neden olmaktadır.Bunlara örnek olarak; ev geçindirme sıkıntısı,huzursuzluk,topluluk içinde yalnız hissetmek(iletişimsizlik) ve aşk(bu zamanda aşk için Mecnun gibi aklını oynatan belki yoktur ama ben yine de yazıyım : )Eğer böyle devam ederse belki 50 yıl sonra Dünya'da aklı başında insan kalmayacak.Çocuklar hariç.Ancak,çocuklar herşeye oyun gözüyle baktığı,Dünyalık dertleri kafalarına takmadığı ve saf oldukları için kısmi olarak onlarda deli sayılır.


Hakikat deliliktir


                          Stoacılara göre bilge olmak, aklı rehber almaktır;deli olmak ise kendini tutkuların akışına bırakmaktır.Hangimiz eylemlerimizin tamamında aklımızı kullanıyoruz?Konuştuklarımızdan,yaptığımız işlere kadar azda olsa düşünmeden yaptığımız işler olabilir.Hatasız kul olmaz.20. YY.'da insanlık tarihinin en büyük delilikleri yapıldı.2 büyük savaş oldu.Savaşı başlatan yöneticileri halk destekledi.Örneğin;Hitler, 2.Dünya Savaşı'nı çıkardığında arkasında halk vardı.Sırf kendi halkının ırkı en üstün ırk olduğunu kanıtlamak için hem toplama kampları kurup Alman olmayan insanları canlı canlı yaktı hem de 2. Dünya Savaşı'nı başlattı.Ayrıca insanlar böyle bir deliyi destekledi.O zamanlar savaşları ve devletleri tabiri caizse deliler yönetiyordu.Aslında bu günde aynı durum geçerli olabilir.Çünkü; 3. Dünya Savaşı'nın çıkma ihtimali yakın olabilir.Bunun için Orta Doğu'ya bakmamız yeterlidir.Belki filozoflar yada çocuklar(Aklı başlarında değil ama saflar ve bu saflıkları Dünya'yı daha iyi bir yer etmeye yetebilir.) devlet başkanı olsaydı savaşsız bir Dünya'da yaşayabilirdik.Burda'da görüldüğü gibi aklımızı kullanmadığımız,düşünmediğimiz için hem kendimizi hemde başkalarını tehlikeye atabiliriz.
                    
en zeki adam


                    Erasmus "Kendini bilge sanmak,gerçek deliliktir." demiş.Biz genel olarak her konuda yorum yapmayın severiz ve insanlar  bize ayrıntılı bir konuda soru sorduğunda "Bilmiyorum." demek yerine  sanki o konuda profesörmüş gibi havalı havalı konuşmayı severiz.Konuştuklarımızın doğru-yanlış olmasının önemi yoktur.Önemli olan havalı konuşmaktır.Örneğin; yolda yürürken birisi bize bilmediğimiz bir adres sorduğunda "Bilmiyorum." demek yerine adama adresi tarif ederiz "100 metre düz git sonra sağa dön oralarda olması lazım." ondan sonrada adam kayboldu : )


çığlık tablosu

                          Dahi olmakla deli olmak aynı şeyse nasıl bunları birbirinden ayırırız.Örneğin;deliler  göremedikleri,duyamadıkları şeylerle konuşur.Dahi insanlarda aynı şekilde göremedikleri,duyamadıkları bir şeyi ortaya  çıkarmak için uğraşıyorlar.Bu durumda delilik ile dahilik arasında bir fark kalmıyor.Ayrıca inatçı olmak delileri ve dahileri yenilmez yapabiliyor.Arayış içinde oldukları şeyi son dakikada bulabilirler.Yani gerçeği!Biz onlara  inanmasak,umurumuzda olmasa bile gerçeği ortaya çıkarmak için  çalışmalarından taviz vermezler.Gerçeğe ulaşmak için çektikleri acıdan sıkıntıdan korkmazlar aksine acıya dayanıklı hale gelirler.Bilirler ki acılar onları daha güçlü ve daha dahi/deli yapar.Peki biz kendi gerçeklerimizi ararken  dahi yada deli olmaktan farkımız kalıyor mu?Hepimizin gerçeği farklıdır.Sevgi,mutluluk,huzur,sağlık,iyi bir gelecek,para....Kısaca iyi bir hayat için çok fedakarlık yaparken yaşamayı unuttuğumuzu farkında mıyız?
                  

2 Şubat 2017 Perşembe

Sevgililer Gününün İlginç Başlangıcı

                        Sevgililer günü, herkesin birisine hediye almak isteyip de alamadığı gündür.Çünkü; hediyeleşeceğimiz birisi ya yoktur yada alışık değiliz.Biz istersek bu gün dışında istediğimiz zaman da hediye alabiliriz.Bu durum sadece bu gün için geçerli değil.Biz istediğimiz zaman istediğimiz kişiye hediye alabiliriz.Fakat bunun farkında değiliz.Anneler günü,babalar günü,yılbaşı.... ve daha sayamadıklarım için.Bu günler tüketimi arttırmak için ortaya çıkmış yada devam ediyordur.Tüketim arttıkça biz bu duruma alışıyoruz.Alışmaz isek bile reklamlarla,kitle araçlarıyla bir şekilde etkileniyoruz.
          Bu gün,Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanır.İsmini Papaz Valentine'den alır.Bu yüzden 'Aziz Valentin Günü' olarak da kutlanır.Valentine,İngilizce'de sevgili,sevgililer günü kartı anlamlarına gelmektedir.Günümüzde ise sevgililerin birbirine hediyeler aldığı,kartlar aldığı bir gün olarak bilinir.Buda tüketimi arttırır.


Sevgilier günü kartı
Sevgililer Günü Nedir?Nasıl Ortaya Çıktı?
                 Antik Yunan takviminde Ocak ayının ortasından Şubat ayının ortası Gamelyon ayı olarak adlandırılmaktaydı.Ayrıca;  bu ay Zeus ile Hera'nın evliliğine adanmıştır.Bu ayın sonunda(14 Şubat) bu kişilerin evliliği kutlanmıştır.
                   3. YY.da Roma imparatoru her erkeğin asker olmasını istemiş.İmparator ülkenin her tarafında evliliği ve Hristiyanlığı yasaklamış ve Hristiyanlar için ölüm emri vermiştir.Valentius Hristiyan olduğu için ve çiftleri evlendirdiği için hapse atılmıştır.Hapihanenin gardiyanı Hristiyan efsanelerine inanarak görmeyen kardeşini Valentius'un yanına gizlice getirirdi.Kardeşi,Valentius'u ziyaretleri sırasında roma tarihi,doğa,hristiyanlık hakkında çok şey öğrenmiştir.Bu ziyaretler sırasında gardiyanın kardeşi  ile Valentius dua eder ve kız görür.Sonraki gün Valentius'un ölüm emri gelir.Kıza bir not yazar.Tanrıya yakın olmasını öğütler.Notun altınada  "Senin Valentine'ndan" diye imzalar.Mektup kıza ulaştığında tarih 14 Şubat 270'dir.

sevgililer günü

             Fransa ve İngiltere'de 14 Şubat kuşların çiftleşme günü olarak bilinmektedir.Ayrıca biz kuş muyuz :)  Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar verir ve bu notlarda birbirlerine 'Valentine' diye hitap ederler.
               14 Şubat Antik Roma'da kadınların karşılaştıkları ilk erkekle evleneceklerine inanılırdı.Bu günde kadınlar güneş doğmadan kalkar ve aynada  süslenmeye  başlarlar ve aynadan dışarıya bakarlardı.Böylece Avrupa'da toplumsal bir kutlama haline geldi.Ayrıca; o zamanlar gençler toplanıp kura çekiyorlardı.Çiftler bir sene boyunca istediklerini yapmakta serbesttirler.

              Şimdi gelelim asıl olaya.Bu günün duyulmasını sağlayan isme=Esther Howland.İlk sevgililer günü kartını bastırmasıyla büyük bir beğeni oluştu,kartlar bütün Dünya'ya yayıldı ve zengin oldu.Bunu sonucunda Sevgililer Günü'nün ticari yönü gelişti için bugünde Dünya'da ticaretin canlandığı bir gün haline gelmiştir.Ayrıca; kime sorarsanız sorun bu gün bize sevdiğimiz kişiyi,aşkı değil hediyeyi hatırlatıyor(Bakınız ben yazıya nasıl başladım).Acaba bu paranın gücüne mi işarettir?Erkek ve para;kadını iktidarı altına mı alıyor?Bu günde pazarlamanın önemi de arttı.Kapitalizm; sevginizi gösterebilmeniz için alabileceğiniz hediyeler,kalınacak oteller, çıkılacak tatiller,yemek ve içmek için yemekler ve içecekler şart koşar.Bunları yapmak için parayı da şart koşar.Birisine sevgimizi gösterebilmek için paraya ihtiyacımız yok ki  ona şiir okumak,resim yapmak veya ona değerli olduğunu hissettirecek şekilde davranmakta bir hediyedir.
          Son olarak; başta yazdığım gibi  sevdiğiniz insana istediğiniz zaman hediye verebilirsiniz,iyi vakit geçirebilirsiniz.
         

30 Ocak 2017 Pazartesi

Deliliğe Övgü-Erasmus

Yazar: Desiderius Erasmus
Çeviren: Hasan İlhan
Cilt:Umut Matbacılık
Yıl:2011

                 İlk başlarda Papaz olan Erasmus sonradan kiliseden ayrılarak bilimle ilgilenmeye başlar.Bu eseri bu günlere kadar kalan ve canlılığını yitirmeyen tek eseridir.Kitapta Erasmus kendini delice över.Bazı yerlerde kendini Tanrı yerine koyar.Çocuklukta ve  yaşlılıkta;aşkta,evlilikte,dostlukta,politikada,savaşta,edebiyatta ve bilimde deliliğin hayatın her yerinde ve her evresinde egemen olduğunu anlatır.Deliliğe Övgü'de dini kurumları,din adamlarını hatta ırkları bile bu açıdan değerlendirir.O zamanın kilisesini,kilisedeki din adamlarını,bağnazlığı ve Skolastik Düşünce'yi acımasızca eleştirir ve dalga geçer.Belki bu yüzde günümüze kadar kalabilmiştir.


Deliliğe Övgü


Alıntılar=

  • Kimse seni övmezse sen kendini öv.
  • Bende ne cila,ne de riya var.Kalbimde bulunmayan bir hissin görüntüsü de hiçbir zaman alnımda görülmez.
  • İnsanlara iyilik etmek Tanrı olmak demektir.Bu söz doğruysa;buğdayı,şarabı icat edenleri ya da hemcinslerine bu türden herhangi bir başka faydayı sağlayan ölümsüzler sırasına koydular.Bu hareketlerinde haklı hareket ettilerse,ölümlülere bütün faydaları ve bütün nimetleri,hepsini bu arada dağıtan ben,tanrıların en büyüğü sayılmaz mıyım?
  • Gerçek bilgelik deliliktir.
  • Kendini bilge sanmak gerçek deliliktir.
  • Hakikat deliliktir.
  • Zavallı ölümlülerin zekalarına doğa tarafından çizilen sınırları geçmeye  yeltenince,cinayet işlemiş olacaklarına inanırlar.Göğün öte tarafında neyin bulunduğunu bilmek isteğine gelince,bu kafalarından asla geçmemiş olan bir çılgınlıktır.
  • "....Her biri zihinlere işkence kesildi.En önemlisizlerden biri olan gramer bile,tek başına bir adama ömrünce eziyet etmeye yeter."
  • Evet,insanlar ne kadar bilgeyse,mutluluktan o kadar uzaktırlar.Delilerden,daha deli olduklarında,insan olduklarını unutur,tanrı gibi gözükmek isterler...
  • Şimdi bana düşünebileceğiniz en bilge adamı verin,onu benim delilerimden biriyle karşılaştırayım.Bu adam, çocukluğunu ve gençliğini bilim öğrenmek için eziyet çekmekle geçirir; en güzel günlerini,uykusuz gecelerde,zahmetlerde,işlerde ziyan eder.Ömrünün geri kalan kısmından en ufak bir haz duymaz.
  • Bir  eşeğin anırdığını her duyuşunda,nefis bir senfoni dinlediğini hayal eden,ya da sefalet ve adilik içinde doğmuş olduğu halde kendini Karun kadar zengin ve kudretli gören bir insan işte böyledir.
  • Bence ne kadar deliliğimiz varsa o oranda daha mutluyuz...
  • Bir şey ne kadar sağduyunun karşıtı ise, o oranda çok hayranı kendine çeker...
  • İnsanların mutluluğu nesnelerin kendinden ibaret görmek,çılgınlığı aşırıya vardırmaktır.Bizi sadece kanaatlerimiz mutlu eder.
  • Bilgelik,insanları mahcup kılar.Onun içindir ki bilgeleri sürekli olarak yoksullukla,açlıkla,acılarla savaşır,değer görmeden herkesin aşağılama ve nefreti içinde yaşar görürüz.Deliler ise tam aksine,bolluk içinde yüzerler,devletleri idare  ederler,özetle en mutlu,en verimli talihe kavuşurlar.
  • İstediğiniz yer gidiniz papalara,prenslere,bilgeler,kanun adamlarına,dostlara,düşmanlara,büyüklere gidiniz peşin parasız hiçbir şey elde edilemediğini görürsünüz,bilgeler de parayı hor gördüklerinden herkesin onlardan kaçması normaldir.
  • Bir kimsenin ruhu,bedeninin organlarını düzenli biçimde etkiledikçe,o kimsenin sağduyulu olarak kabul edilir.Ama ruh bağlarını koparıp özgürlüğe kavuşmaya,zincirlerinden kurtulmaya çalışırsa, o zaman ona deli derler.

29 Ocak 2017 Pazar

Nasıl Yabancı Dil Öğrenilir?

              Yabancı dil konuşan insanlara imrenerek mi bakıyorsun?Eğer cevabın  "Evet." ise gerçekten dil öğrenmek istiyorsundur.Sonuçta "1 dil= 1 insan, 2 dil=2 insan...." dır.Ayrıca;dil öğrenmeyi herkes ister ama kimse öğrenmek için çalışmaz.Dil birden öğrenilmez.Yavaş yavaş öğrenilir.Örneğin;Biz Türkçe'yi annemizin karnında mı öğrendik?Elbette hayır.Doğduktan sonra insanların seslerini belli bir süre duyarız,dinleriz.Sonra tane tane konuşmaya başlarız.İnsanları taklit ederiz.Gevezelik yaparız.Kişiye bağlı olarak belli bir sürede(uzun veya kısa sürede) öğreniriz.Şimdi gelelim asıl konumuza.Dil öğrenmek  5 bölümden oluşur.Bunlar;

1.Gramer
 2.Kelime
 3.Dinleme
4.Konuşma
5.Okuma

İngilizce konuşan insanlar


1.Gramer
                  
                 Yabancı dil öğrenmede zamanlar ve ekler bir dilin temelini oluşturur.Gramer öğrenmek için gramer kitapları var. Onlardaki alıştırmaları yaparak öğrenebilirsiniz.Ayrıca; önemli olan yerleri not almayı da unutmayın.Zamanları formülleştirebilirsiniz.Biraz ezber olacak ama siz yaza yaza,konuşa konuşa onlar yerine oturacak.Grameriniz ne kadar iyiyse dili o kadar doğru konuşursunuz.Örneğin; "Ben yarın yemek yiyeceğim." demek istiyorsunuz.Ama grameriniz iyi değilse "Ben yarın yemek yedim." diyebilirsiniz.Sonuç olarak; hata yapmaktan çekinmemelisiniz.Hata yaparak bir şeyleri öğreniriz.




2.Kelime
               
              Kelime hazneniz ne kadar genişse o kadar çok konuşursunuz,tıkanmazsınız.Birisiyle yabancı dil konuşurken "Şu kelimenin anlamı neydi?Şu kelimenin İngilizcesi neydi?" diye düşünmezsiniz.Kelimeleri öğrenirken bir defter tutun.Bu sizin kelime defteriniz olsun.Kelimenin anlamları,türü(isim,fiil,zarf...),okunuşu bunları yazabilirsiniz.Kelimeleri simgesel olarak da öğrenebilirsiniz.Örneğin; "table" İngilizce'de "masa" demektir.Ben bunu beynimde masayla simgelersem  daha kolay öğrenirim.Ayrıca;kelime öğrenmek için yabancı müzikler,diziler,filmler en etkili yollardır.Bunların tanesinden 1 tane kelime öğrenseniz kelime hazneniz artar.Ne kadar ekmek,o kadar köfte misali : )

Yabancı dil konuşmak


3.Dinleme
                 
               İyi dinleyemezsek,karşımızdaki insanı iyi anlayamayız.Konuşabilmek için ilk başta dinlemeliyiz.Dinleyerek kelimenin telaffuzunu da öğreniriz.Yabancı müzik ,radyo dinlemek;yabancı dizi,film,televizyon izlemenin önemi burda artıyor.Yurt dışına herkes gitmek ister.Ama biz gidemediğimiz için yurt dışını kendimize getiriyoruz.Ayrıca; bunları yaptığımız halde dinlememiz hala iyi değilse izlediğimiz yabancı dizileri 3 adımda izleyebiliriz.İlk adım; Türkçe alt yazılı izlemek.İkinci adım; İngilizce alt yazılı(Ana dili 'İngilizce' ise) izlemek.Üçüncü adım; alt yazı olmadan izlemek.Son olarak; dinleyerek not almakta etkili sonuç verebilir.



4.Konuşma                   
                 
                     Konuşmak için bol bol pratik yapmalıyız.Pratik yapacak birisi yoksa kendi kendimize konuşabiliriz.Ayrıca: dil öğrenmek için  uygulamalar,programlar var(dyn-ed,busuu....).Hem bilgisayarınıza hemde akıllı telefonunuza yükleyerek istediğiniz yerde istediğiniz zamanda pratik yapabilirsiniz.Ayrıca skype'de İngilizce konuşmak için can atan o kadar insan var.Eğer; İngilizce öğreniyorsak İngilizce düşünebiliriz.Bu birden olmayabilir.Yavaş yavaş olabilir.Son olarak; konuşurken hata yapmaktan çekinmeyin. 
Yabancı dilde okumanın önemi





5.Okuma

              Dil öğrenmenin ve geliştirmenin en etkin yollarından birisi kitap okumaktır.Biz okumayı öğrenirken ilk başta heceleri sonra kelimeleri ve cümleleri okuyup anlamaya başlarız.Yeni kelimeler öğreniriz.Kelime dağarcığımız artar.Böylece Türkçe'miz gelişmiş olur.Aynı kural yabancı diller içinde geçerli.Yabancı dilimizi kitap okumadan geliştiremeyiz!İlk başlarda ince hikaye kitapları ile başlanılabilir.Daha sonra ne bulduysak okuyabiliriz.


           Son sözler:
  • Devamlı çalışmak önemlidir.Haftada bir gün saatlerce çalışacağınıza.Her gün azar azar,yarım saatte olsa çalışın.
  • Eğlenmeyi unutmayın.Oyunlar oynayın.Hikayeler anlatın.Şakalar yapın.Espriler öğrenin.
  • Dilin kültürünü öğrenin.
  • İnterneti sık sık kullanın.Yabancı gazeteleri okuyun.Yabancı haber kanallarını izleyin.Farklı aksanları dinleyin.
  • Eğer imkanınız varsa o dilin konuşulduğu ülkeye gidin.
  • Yabancı dilde öğrendiğiniz kalıpları tekrarlayın.

28 Ocak 2017 Cumartesi

Teknoloji Bizi Ele Geçiriyor!

                    Teknoloji bağımlılığı,teknolojinin gelişmesiyle insanları daha fazla etkilemektedir.Televizyon,bilgisayar,laptop,akıllı telefon ve tabletler bizi kötü bir şekilde etkiliyor.Hem sağlığımızdan hemde zamanımızı yok ediyor çünkü;gözlerimizi bozuyor,beynimiz ağarıyor,kanser ve obezite riskimizi arttırıyor.Evden çıkıp ekmek almaya gidiyoruz.Herkesin elinde akıllı telefonlar.Bu zamanlarda kimsenin elinden düşmüyor.Hiçbiri ihtiyacı olduğu için değil,zevk aldığı için kullanıyor.Biz mi telefon kullanıyoruz yoksa ekranlar mı bizi kullanıyor?Birisi yürürken telefonuyla oyun oynuyor veya sosyal medyaya bakıyor,kulaklıkları da takmış.Kafasını bile kaldırmıyor!Karşıdan karşıya geçerken araba çarpsa sizce kim haklı?Ölse haberi olmayacak.Hatta bazıları var akıllı telefonuyla tuvalete gidiyor.Eğer böyle giderse yakın zamanda insan ırkı yok olabilir : )


Telefonla karşıya geçen kadın

             
             Ebeveynler,çocuklarıyla yeterli zaman geçirmezlerse ve ilgilenmezlerse onlarda teknoloji bağımlısı olur.Ayrıca;ebeveyn nasılsa çocukta öyle olur.Eğer siz ekranlarla çok vakit geçiriyorsanız,çocuğunuzda muhtemelen sizi örnek alacaktır.Ondan sonrada çocuğunuza ekranları yasaklamaya kalkmayın ve bu çocuk neden böyle demeyin!Çocuk dediğin mahallede top oynar,pislenir,kavga yapar.Şimdiki çocuklarımız dört duvar arasında büyüyor.Hayatı sokakta değil ekranlardan öğreniyorlar.Ekranlarla kontrolsüz bir şekilde oynayarak tabiri caizse mankafalaşıyor ve hayal dünyaları köreldiği için asosyal oluyorlar.Hayat dışarıda, ekranlarda değil.Koşup düşmeden,çift kale maç yapmadan,arkadaşlarıyla oyun oynayarak kirlenmeyen çocuk; çocukluğunu yaşamamıştır.Sabahlara kadar haberimiz olmadan ekranlarla uğraşıyorlar.Karne hediyesi olarak tablet,akıllı telefon istiyorlar.Çünkü;tehlikenin farkında değiller.Onlara her şeyi nazikçe anlatmalıyız.


çift kale maç yapan çocuklar

                
                   Gençlerin elinden telefonlar düşmüyor.Telefonlarından '.........  bildiriminiz var.' yazısı eksik olmuyor.Eskiden gençler gezer tozardı.Fakat; şimdi arkadaş ortamına girdiğinde doğrudan iletişim kurmak yerine telefonlarıyla birbirine yazıyorlar : ) Ayrıca; birlikte vakit geçirmek,muhabbet etmek yerine herkesin gözü ekrandadır.Eğer bu durum devam ederse manevi değerlerden uzaklaşmış bir gençliğimiz olur.


telefonla oynayan gençler


                    Eskiden ailemizle samimi bir şekilde muhabbet ederdik.Bu durum televizyon evimize girene kadar sürdü.Dünya'da en fazla televizyon izleyen ülkelerden biri olduk.Anne babamızla muhabbetimiz azaldı.Fiziki olarak birlikteyiz ama aklımız ekranlarda.Sıkıntılarımızı daha az paylaşıyoruz.Çünkü;bu bizi çekingen yaptı.Peki teknoloji bağımlılığından nasıl kurtuluruz?

Günümüzde teknolojinin bize ulaşması

  • Ekranları farklı saatlerde kullanın.
  • Haftalık limit belirleyin kendinize.
  • Eğer zorlanıyorsanız psikoloğa gidin.
  • Yapmak istediğiniz ama yapamadığınız şeyleri ekranları kullanmak istediğiniz zamanlarda yapın.
  • Çocuklarınızı ve arkadaşlarınıza ekranlar olmadan iletişim kurmayı öğretin.Akrabaları arasında sosyalleşmesini sağlayın.
  • İlgi duyduğunuz spora başlayın.
  • Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyin ve onları bir araya getirin.
  • Çocuğunuzun ekran kullanımını kontrol edin ve onların internetteki arkadaşlarını öğrenin.
  • Çocuğunuzu bu konuda kontrol edemiyorsanız uzmana başvurun.
  • Ekranınızda güvenli internet yazılımları olmasına dikkat edin.
  • Ekranları çocuklarınızı kontrol etmek için kullanmayın.(susturmak,teselli etmek)
  • Ekran karşısında yemek,abur cubur yemeyin.Ailenize,arkadaşlarınıza katılın.
Teknoloji Bağımlılığının Belirtileri:
  • Bir dakika daha deyip saatlerce oturmak.
  • Ekranlar karşısında geçirdiğiniz zaman hakkında yalan söylemek.
  • İnsanlarla direkt(yüz yüze) iletişim kurmak yerine ekranlardan kurmak.
  • Ekranda vakit geçirmek için her şeyi yapmak.
  • Ekranlardan uzak kaldığınızda sinirli,gergin olmak.
  • Gece geç saatlere kadar ekranlar başında kalmak.

 teknoloji ve gençler


Fiziksel Sorunlar:
  • Görme bozuklukları.
  • Duruş ve iskelet bozuklukları.
  • Radyasyon alımı.
  • Kas ve eklem problemleri.
  • Obezite riski.
  • Uyku problemleri.
  • Elde uyuşukluk.
  • Halsizlik.
Sosyal Sorunlar:
  • Okul başarısında düşüş.
  • Kişisel,ailesel sorunlar.
  • Zamanı idare edememe.
  • Yemek yememe.


                           Son olarak;her şeyin faydası ve zararı vardır.Teknolojiyi faydalı kullanırsan faydasını görürsün,zararlı kullanırsan zararını görürsün.



27 Ocak 2017 Cuma

Stanley Fatmax Bıçağı Nasıl Takılır?

                           
Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?

             Merhaba arkadaşlar,bugün sizinle karşılaştığım bir sorunu paylaşacağım.Kesim işlerinde iyi kesen bir maket bıçağına sahip olmak önemlidir.Özellikle öğrencilik hayatınız maket yapmakla geçiyorsa maket bıçağınız sizin silahınızdır.Kesimin kalitesi,pürüzsüz olması önemli etkenlerdir.Fazla uzatmadan konuya geçeyim.Geçenlerde tam ihtiyacımı karşılayacak bir maket bıçağı buldum.Stanley Fatmax 789.Ürünü aldığımda bıçakları takılı değildi.Üzerinde ki broşüre baktım ama resimlerden pek bir şey anlamadım.Sonra bıçakları takmak için 4-5 saat uğraştım.Çabam sonuç verdi ve taktım.Şimdi bunu sizinle paylaşacağım.

1.Adım
        
                  Yerleştireceğimiz bıçağın sürgüsünü sonuna kadar çekiyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?



2.Adım

                Sarı yeri takacağımız bıçağın yönüne doğru hareket ettiriyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?


3.Adım

                   Elimizi sarı şeyden çekmeden bıçağı içeri doğru takıyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?



Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?

Ve Stanley Fatmax'imiz kesim için hazır.

26 Ocak 2017 Perşembe

Tatil Dönüşü Sendromu Nasıl Yenilir?

                   Tatil  başladığında hepimiz sevinçliydik.Okuldan kurtulmuştuk : )Hepimizin planları vardı.Şunu yapacam,bunu yapacam derken tatil bitti.Zaman o kadar hızlı geçti ki anlamadık.Kimimiz planlarını yaptı,kimimiz yapamadı.Evet yarın okullar açılıyor.Bu yüzden çok mutsuzuz.Öğrenciler için çok büyük bir acı.Üniversiteliler terminallere,havalimanlarına doluşmaya başladı.Acıklı sonlar "Anne ben okula gitmek istemiyorummm!!!"Gitmesi ayrı sorun,gelmesi ayrı sorun.Okuldayken evi özlüyorsun;evdeyken okulu özlüyorsun.Bu geceden itibaren saatler ayarlanmaya başlanacak : ( Peki  tatil sendromuyla nasıl başa çıkılır?



1.Önünüzdeki Tatili Hatırlayın
         
               Önünüzdeki tatilin tarihini öğrenmek sizi hem ferahlatır hemde çalışmak için motive eder.Örneğin; "Ben tatile kadar iyi çalışırsam tatili hakketmiş olurum ve tatilim iyi geçer." Hep tatil yapmak işsiz adamın işidir.Sizin işiniz var.Tatilinizi yaptınız.Tekrar hakketmek istiyorsanız  sıkı çalışın : )

2.Arkadaşlarınızla Vakit Geçirin
         
              İş çıkışlarında veya okul çıkışlarında arkadaşlarınızla vakit geçirin.Böylece okulu veya iş yerinizi daha çok sevmiş olacaksınız.İşe veya okula gitmeye alışacaksınız.Sabahları "Ben işe/okula gitmek istemiyorum." diye aklınızdan geçirmeyeceksiniz.

ders çalışmak


3.İşlerinizi Tam Yapmayın
         
                       Tatil bittiğin de siz işinizi bitirmek için uğraşırsınız.Böylece tatil bitti sendromu yaşamazsınız.Çünkü; kafanız doludur.Ayrıca sevdiğimiz işi yapmakta önemlidir.

4.Ateş Böceği ve Karınca
         
                      Siz evinize ekmek götüren bir karıncasınız.İş zamanı karınca gibi çalışır,tatil zamanı ateş böceği gibi eğlenirsiniz.Ayrıca; işinizin güzel taraflarını düşünün.Çalışarak ailenize hem maddi açıdan hem de manevi açıdan destek oluyorsunuz.Bu sizin iş hayatında başarıdan başarıya gitmenizi sağlayabilir.

5.Önemlisiniz
         
                     Siz önemlisiniz.Çünkü işinizde size ihtiyaç var ve tatil yapabiliyorsunuz.Fabrikada bir makine eksik olursa işler eksik olur.Siz bir bütünü oluşturan önemli birisiniz ve bunu hakkını verebilirsiniz.


işe ve tatil


6.Anı Yaşayın
       
              İşte iken,okuldayken o anınızı düşünün.O andan keyif alın.İşinizi mutlu olarak yaptığınız anları hatırlayın.Severek ve zevk alarak çalışırsanız daha mutlu olursunuz.Çalışmaya ısınırsınız ve böylece kısa sürede daha fazla iş yaparsınız.

7.Özleyin
       
           Çok isteyip yiyemediğiniz yemeği yediğinizde yemeğin tadı muhteşemdir.Tatili özlemenize izin verirseniz tatil yapmanın tadı artar.

8.Zıtlıkları Sevin
       
              Hayat zıtlıklardan oluşur.Kışın hava soğuk diye şikayet etmek yerine kalın giyinin,yazında hava sıcak diye şikayet etmek yerine ince giyinin.Tatili değerli yapan şeyde çalışmaktır.

9.Para,para,para...
   
             Napolyon ne demiş: "Para,para,para."İşinizden para kazanırsanız o para ile tatil yapabilirsiniz.Böylece mutlu olursunuz.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Avg Anti Theft Sorunu ve Çözümü

               Merhaba arkadaşlar.Bu gün size yaşadığım bir sorun hakkında yardımcı olabilecek bir yazı yazacağım.Çünkü; bu konu hakkında internette yeterli Türkçe kaynak yok.Birkaç gün önce telefonumdan sim kartını çıkartıp başka bir sim kart taktım.Karşıma Avg anti theft sorunu yani hırsızlara karşı bir şifre istedi.Ama ben telefona hırsızlık şifresi falan koymamıştım.Bir gün boyunca telefonumu kullanamadım : ) Peki bu sorunu nasıl düzelttim.Şimdi onu anlatacağım.

Avg anti theft sorunu

1.Telefonumuzun İnternetini ve konum bulmayı açıyoruz.
2.Avg'nin sitesine giriyoruz.Anti Theft'e tıklıyoruz.

Avg anti theft sorunu

3.Avg Myaccount'tan giriş yapıyoruz.


avg anti theft sorunu nasıl çözülür

4.Giriş yaptıktan sonra haritada telefonumuzu bulup eski haline getirebiliriz.


24 Ocak 2017 Salı

Verimli Ders Çalışmanın 9 Yolu

             Ders çalışmak bir oyundur.Nasıl metin 2,knight vs. oynarken level atlıyorsak bu işte de atlıyoruz.Ama sınava  az zaman kala çalıştığımız için fark edemiyoruz.Tabiri caizse yumurta dayandığın da : )Ders çalışmaya otururken genelde sıkılırız.Ders çalışmayı bırakın kitabı açmak bile istemeyiz.Şimdi size ders çalışmayı eğlenceli ve verimli hale getirecek fikirler anlatacağım.Bu fikirler özellikle Ygs-Lys'ye  hazırlananlar içindir:


1.Ben Niçin Ders Çalışıyorum?
                 Hedefsiz gemi bir yere gidemez.Hedefinizi belirleyip çalışırsanız;daha verimli ders çalışırsınız.Kimsenin sizi rahatsız etmesini istemezsiniz.Size ders çalışmak kutsal bir iş gibi gelecek.Çünkü ders çalıştıktan sonra kendinizi daha mutlu ve sakin hissedeceksiniz.

        2.Ders Çalışma Programı Yapın
               
             Öncelikle şunu bilmelisiniz ki: ders çalışma programı bireyseldir.Kimse sizi sizden daha iyi tanıyamaz,ne zaman ders çalışıp ne zaman dinleneceğinizi sizden daha iyi bilemez.Ancak sadece tavsiyeler verebilirim.Bir saat çalışırsanız 15 dk,bir buçuk saat çalışırsanız 30 dk. mola verebilirsiniz.Bu arada sık sık ara verirseniz hatırlama oranınız artar.Ayrıca; bunlar sizin daha verimli ders çalışmanıza sadece bir adım atmanızı sağlar.

    ders çalışamıyorum

    3.Nerede Ders Çalışmalıyım?
                 Çoğu insan ders çalışma yerini seçerken hata yapar.Çünkü konsantrasyon olamamasına neden olur bazı yerler.Dikkatimizi dağıtan yerler bizim verimli ders çalışmamızı engeller.Eğer sen oturma odası,yurt odası gibi yerlerde çalışıyorsan orada bulunan TV,bilgisayar vb. gibi aletlerin sesine katlanırsın.
        
                       Kütüphane ders çalışmak için iyi bir yerdir.Doğru seçimleri yaparsın test çözerken.Merkezi kalabalık yerler gibi yüksek sesli değildir.Ders çalışma alışkanlığımız için yeterince iyi yeri bulmalıyız.İdeal ders çalışma yeri önemlidir çünkü;sonraki bir kaç yıl için tek sen hesaba katarak emin olursun.

                                  


     4.İlham Perinizin Gelmesini Beklemeyin

           Hedeflerinizi belirlediniz,programınızı yaptınız.Sıra geldi dersin başına oturmak.Öncelikle masanızda o saat çalışmayacağınız eşyanız olmasın(defter,kitap...).İkinci olarak odanızda dikkatinizi dağıtacak poster,resim  olmasın.Şimdi dersin  başına oturdunuz ve uykunuz gelmeye başladı ve sıkıldınız.Uykunuz için fazla rahat sandalyede oturmayın ve yemekten sonra konu çalışmayın test çözün.Ders çalışırken yine dikkatiniz dağılıyorsa  15 dk. mola verin ve hedefiniz gerçekleştiğinde olacakları düşünün.Ama bunu  ders çalışırken denemeyin.Yine uykunuz geliyorsa metal,rock müzik dinleyin.Üçüncü olarak odanızda sadece ders çalışın.Böylece odanıza girdiğinizde otomatik olarak ders çalışmaya başlayacaksınız.(40 gün alışma süresi)Alışma süresinden sonra ders çalışmaktan zevk almaya başlayacaksınız.Dersten kaçan senle,şimdiki sen aynı olmayacaksın.



    verimli ders çalışmak


      5.Odanızda Telefon Olmasın!
           
                  Ders çalışırken eğer cep telefonunuz yanınızdaysa ister istemez dikkatiniz cep telefonunda olur.''Acaba Aysel Facebook'da yorum yaptı mı,Twitter'da takipçim arttı mı,Watsapp'tan mesaj atan var mı?''Ondan sonra da "Neden ders çalışamıyorum?" dersiniz.Cep telefonunuz,ders çalışırken sizden uzak cehenneme yakın olsun : )
    Mümkünse ders çalışırken cep telefonunuzu kapatın.Çünkü birisi sizi arayıp sizi o ortamdan ayırabilir.


    telefonla ders çalışmak


       6.Başarısız Olduğunuzda Pes Etmeyin!!!
    Başarı grafiği

    Her zaman başarılı olamayız.Herkes bazen başarısız olur.Mesele başarısız olduğumuzda  daha fazla çalışmak.Genelde ders çalışmaya yeni başlayanlar ilk sınav sonucunda moralleri bozulur.

      7.Renkli  Kalemlerle Çalışın
          
             Renkli ve fosforlu kalemlerle çalışırsanız daha çabuk öğrenirsiniz ve sıkılmazsınız.Böylece eğlenceli ders çalışmaya başlarsınız.Renkli ve fosforlu kalemleriniz en sevdiğiniz şey olur belki : )
      
    8.Kendinizi Ödüllendirin
          
           Kendinize günlük, haftalık,aylık hedefler belirleyin ve hedeflerinizi gerçekleştirdiğinizde kendinizi ödüllendirin.Örneğin: bu hafta 10 bin soru çözersem sinemaya giderim...Bu sizin ders çalışma isteğinizi arttırır ve deşarj olursunuz.Beyniniz için değişiklik olur.

       9.Sistemli Çalışın

                Kendi sisteminizi belirleyin.Duyarak,görerek,yazarak  vs. en iyi nasıl çalışıyorsanız öyle çalışın.Daha iyi öğrenirsiniz.Kısa sürede çok iş yaparsınız.



                                                                                Son  olarak kendinize güvenin...



    23 Ocak 2017 Pazartesi

    Sınavdan Önce Stres Atmanın 7 Yolu

                        Sınava(Ygs-lys) az bir zaman kaldı.Arkadaşlar çok yoğun bir dönem geçirdiniz.Çözmediğiniz soru,çalışmadığınız konu kalmadı.Belki bazılarınız gecelerin yarısına kadar ders çalıştınız.Belki hala istediğiniz başarıyı elde edemediniz.Sınavda herşey olabilir.Yeter ki umudunuzu kesmeyin.Kendimden örnek veriyim.Ben girdiğimde hiç çalışmadığım konudaki soruları yapmıştım ama çok çalıştığım konudaki  soruları yapamadım.Herşeyinizi bu sınava bağlamış olabilirsiniz.Tamam,herşeyiniz bu sınava bağlı olabilir ama bu sizin sağlığınızda(fiziksel-ruhsal) önemli mi?Peki  gelelim asıl konuya.Sınav stresinden nasıl kurtulursunuz?Arkadaşlar yazdıklarımı sınava son bir hafta kala yapın.Böylece içinizden "Benim ders çalışmam gerek." diye düşünmeyeceğiniz için rahat olursunuz.


    Sınav stresi nasıl atılır

    1.Arkadaşlarınızla Vakit Geçirin
                 Sizinle aynı durumda olan veya iyi geçindiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirin.İyi geçindiğiniz diyorum çünkü size ikide bir "Kaç net yapıyorsun?Heyecanlı mısın?Ben senden fazla yapıyorum." gibi cümlelerle sizi rahatlatmak yerine daha fazla strese sokacaklardır.Bu yüzden sınavınız kötü geçebilir.

    2.Sevdiğiniz Şeyleri Yapın
                Sevdiğiniz şeyleri yapın.Örneğin; kitap okuyun,sevdiğiniz bir filmi izleyin...Sevdiğiniz yemeği yiyin.Size güç veren özlü sözleri okuyun,ezberleyin.Ayrıca  bunlar size sınava girerken hem maddi hemde manevi güç verecektir.Sınav anında diğer adaylara göre daha rahat,sınava odaklanmış  olacaksınız.

    Darıca sahil

    3.Gezin
                Çevrenizde olan doğal güzelliği olan sessiz,sakin yerlere gidin.Örneğin; ben sahile giderdim.Kayalıkların üstünde oturup,denize bakardım.Denizin maviliği kendime olan güvenimi arttırırdı, sakinleşirdim.İçimden de "Yarın ki sınav güzel geçecek." derdim.Ayrıca;bunu sınava son günler kala yaparsanız daha iyi olur.Sınav motivasyonunuzu arttırır ve içinizde stres,kötü düşünce falan kalmaz.

    4.Hareketliliğinizi Arttırın
               Kısaca spor yapın.Sınava 3-4 gün varsa basketbol oynayın,koşu yapın... Çünkü;spor yaptıktan sonra rahatlarsınız.Eğer sınava bir gün kalmışsa bunları sakın yapmayın.Çünkü; ygs-lys esnasında yorgun olursunuz.Ama "Benim illa bir şeyler yapmam lazım." derseniz hafif tempolu yürüyüş yapın.Ayrıca,kendinizi çok fazla kasmayın bir tarafınızı yaralayabilirsiniz.



    5.Yemenize Dikkat Edin
             Sınava az zaman kala yemek yemenin önemi artar.Çünkü;yediklerimizin 3'te 1'i beynimize gider.Ayrıca; kahvaltı yapmazsanız,düzenli ve sağlıklı beslenmezseniz sınav sırasında sınava odaklanmada zorluk çekersiniz.Ayrıca yapılan araştırmalar gösteriyor ki,okulda başarılı olan çocuklar okula gitmeden önce proteinli yiyecekler tüketir.Son olarak,karbonhidratlı yiyecekler uykunuzu getirebilir.

    Sınav motivasyonu nasıl kazanılır

    6.Müzik Dinleyin
              Sizi sakinleştiren müzikleri dinleyin.Geleceğiniz ile ilgili hayaller kurun.Örneğin;istediğiniz üniversiteye gittiğinizi hayal edebilirsiniz.Bu sizin umudunuzu,motivasyonunuzu arttıracak ve sizi savaşınızın kahramanı hissettirecek.Bu arada müzik dinleyin dediysek günün tamamını müzik dinleyerek geçirmeyin : )


    7.Dua Edin
              Arkadaşlar dua etmek sizi hem rahatlatır hemde içiniz rahat olur.Ayrıca; çalışarak bir yere kadar gelebiliyoruz.Geriye kalan şey sınav anıdır.Ygs-lys sınavınızın iyi geçmesi hem bizim elimizde hemde Allah'ın elinde.Bu yüzden de dua etmek  önemlidir.

    22 Ocak 2017 Pazar

    Her Gencin Yaşadığı 9 Olay

                             Genç olmak,insanların hayatlarının doruk noktasıdır.Doruk noktası diyorum çünkü; istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Siz güçlü,zeki,sağlıklı,mutlusunuz.Bunları bir tarafa attığımızda genç olmanın güzel tarafı kalmaz.Çocukken aklında sadece oyun oynamak vardı.Evde,sokakta,parkta kısaca her yerde.Ama şimdi büyüdün Dünya'da etrafında neler olduğunun farkına
    varıyorsun.Çocukken Dünyasal sıkıntıların yoktu ama şimdi var ve büyüdükçe de artacak gibi.Fakat gençlere bu dertlerle  savaşabilecek güçtedirler.
    Gençlik



    1.Herşeyi Sorgulamak
                      Genç olurken aklımız yavaş yavaş başımıza
    gelir.Dünya'yı,arkadaşlarımızı,ailemizi,alışkanlıklarımızı kısaca herşeyi sorgularız.En önemlisi de kendimizi sorgulamamızdır."Ben neden yaşıyorum?","Bir amacım var mı?Büyüyünce ne olacağım?Dünya,insanlar neden kötü durumda?"

    2.Gözü pek
                      Hayat tecrübeniz fazla olmadığı için herşeyi yapabileceğinize inanırsınız hatta yaparsınız da onları.Örneğin;hızlı araba kullanırsız,tehlikeli işlere kalkışıp kendinizi yaralayabilirsiniz.Ek olarak bunları yaparken "Bana bir şey olmaz!" deriz.Çünkü;bizim ölebileceğimizi aklımızın ucundan dahi geçmez.Son olarak;hayatınız boyunca yapamadığınız şeyleri yapabileceğiniz bir dönemde olabilirsiniz ama risk alabileceğinizi unutmayın.

    Ayna karşısında süslenmek


    3.Beni Herkes Beğensin
                     Daha güzel/yakışıklı olmak için herşey yapılır.Karşı cinsin ilgisini çekmek asıl amaçtır.Ama bazen o kadar çaba boşa gidebiliyor.Özellikle kızlar için.Sabah okula gitmek(ama önce süslenmek) için normalde kalkmalarında saatler önce kalkarlar.Sırf en güzel olmak için uykularından feda ederler.Hatta bazen kahvaltılarından da feda ederler.Erkekler ise karışıktır.Kimisi aşırı bakımlıdır.Kimisi sadece evden çıkmadan önce aynada 1-2 saniye bakar kendine  : )Ama genel olarak; erkeklerde kendilerini beğendirmek için spor salonlarında saatlerini harcarlar.Sonuç olarak; bir gün bizde yaşlanacağız.Dış görünümümüz ne olursa olsun önemli olan sevmek ve sevilmektir

     4.Asi olmak
               Çevremizde yanlış,haksız bir olay olduğunda ilk gençler sesini çıkarır.Çünkü onların ruhu asidir.Ama kimilerimiz haksızlıklara karşı ne yapacağımızı bilmediğimiz için sessiz kalırız.Belki en büyük cevap budur.

    5.Özgür Olmak
               Yabancı filmlerde gördüyseniz gençler liseden sonra iş bulup aileden ayrılır.Veya aileleri onlara odalarını kiralar.Bunlar size ilginç gelebilir ama gençler kendi güçlerinin farkına vardığında onları yaparlar.Gençler "Bana kimse karışmasın." diye düşünürler.Karıştığınızda da "Ben özgürüm!İstediğim şeyi yaparım!" derler.Bunları derken de birilerinin onları desteklemesini isterler.Fakat onlar anne ve babaları için hala "çocuk"tur.


    Güzel üzgün kız

    6.Yanlış Kararlar
                 Genç olmak;hata üstüne hata yapmak demektir.Eğer hep hata yapmasalardı genç olmazlardı.Eğer gençler hata yaptığında yaptıkları hataları kabullenirlerse daha iyi olur.Ebeveynlerine karşı kendilerini fazla savunmalarına gerek yok."Ben hata yaptım." derlerse daha iyi olur ancak ebeveynlerimiz anlayışlı olmalıdırlar.

    7.Başarılı Olmak
             Onlar kendini başarılı olmak zorunda hissederler .Okulda ,dershanede ,sporda, sanatta, müzikte ...Başarılı olamadıklarında özgüvenleri azalır.Kendilerini işe yaramaz gibi hissederler.
    Kendilerini gerçekleştiremezler.Fakat herkes başarısız olabilir.

    Hayal kuran kadın

    8.Hayaller 
                Gençleri geleceğe yönelik büyük hayalleri vardır.Dünya'nın daha iyi,daha güzel  olması için onu değiştirmek için çok hayal kurarlar.Evrenden çok şey beklerler.Acelecidirler.Bir şey hayal edip çalışmalara başladıktan sonra onun hemen olacağını sanırlar.Oysa ki hiçte öyle olmuyor.Her hayal için çok çalışmak gerekiyor.Ne kadar çok başarısız olsak da denemeye devam etmeliyiz.Hatta o hayallerin verdiği dertleri severiz.Dertlere aşık oluruz.Bir kıza aşık olsak ve o kız bizden ayrılsa o kadar dertlenmeyiz.
         
     9.Coşku
                Gençlik çağı hayatımız en duygulu,en hevesli,en renkli çağıdır.Nefret ettiğimiz işleri bile hevesle yapmaya başlarız.Hayattan,yaşamaktan zevk alırız.Genelde işlere coşku ile başlayıp
    başarısızlıkla bitiririz.

              Özetle genç olmak dışarıdan  kolay gözükür.Ama kimse gençlerin yaşadığı durumları bilmez.Gerekli hayat tecrübesine sahip değillerdir.Bazı şeyleri başarmak için denemek  zorundadırlar.

    Bizimle İletişime Geçebilirsiniz!

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *