30 Ocak 2017 Pazartesi

Deliliğe Övgü-Erasmus

Yazar: Desiderius Erasmus
Çeviren: Hasan İlhan
Cilt:Umut Matbacılık
Yıl:2011

                 İlk başlarda Papaz olan Erasmus sonradan kiliseden ayrılarak bilimle ilgilenmeye başlar.Bu eseri bu günlere kadar kalan ve canlılığını yitirmeyen tek eseridir.Kitapta Erasmus kendini delice över.Bazı yerlerde kendini Tanrı yerine koyar.Çocuklukta ve  yaşlılıkta;aşkta,evlilikte,dostlukta,politikada,savaşta,edebiyatta ve bilimde deliliğin hayatın her yerinde ve her evresinde egemen olduğunu anlatır.Deliliğe Övgü'de dini kurumları,din adamlarını hatta ırkları bile bu açıdan değerlendirir.O zamanın kilisesini,kilisedeki din adamlarını,bağnazlığı ve Skolastik Düşünce'yi acımasızca eleştirir ve dalga geçer.Belki bu yüzde günümüze kadar kalabilmiştir.


Deliliğe Övgü


Alıntılar=

  • Kimse seni övmezse sen kendini öv.
  • Bende ne cila,ne de riya var.Kalbimde bulunmayan bir hissin görüntüsü de hiçbir zaman alnımda görülmez.
  • İnsanlara iyilik etmek Tanrı olmak demektir.Bu söz doğruysa;buğdayı,şarabı icat edenleri ya da hemcinslerine bu türden herhangi bir başka faydayı sağlayan ölümsüzler sırasına koydular.Bu hareketlerinde haklı hareket ettilerse,ölümlülere bütün faydaları ve bütün nimetleri,hepsini bu arada dağıtan ben,tanrıların en büyüğü sayılmaz mıyım?
  • Gerçek bilgelik deliliktir.
  • Kendini bilge sanmak gerçek deliliktir.
  • Hakikat deliliktir.
  • Zavallı ölümlülerin zekalarına doğa tarafından çizilen sınırları geçmeye  yeltenince,cinayet işlemiş olacaklarına inanırlar.Göğün öte tarafında neyin bulunduğunu bilmek isteğine gelince,bu kafalarından asla geçmemiş olan bir çılgınlıktır.
  • "....Her biri zihinlere işkence kesildi.En önemlisizlerden biri olan gramer bile,tek başına bir adama ömrünce eziyet etmeye yeter."
  • Evet,insanlar ne kadar bilgeyse,mutluluktan o kadar uzaktırlar.Delilerden,daha deli olduklarında,insan olduklarını unutur,tanrı gibi gözükmek isterler...
  • Şimdi bana düşünebileceğiniz en bilge adamı verin,onu benim delilerimden biriyle karşılaştırayım.Bu adam, çocukluğunu ve gençliğini bilim öğrenmek için eziyet çekmekle geçirir; en güzel günlerini,uykusuz gecelerde,zahmetlerde,işlerde ziyan eder.Ömrünün geri kalan kısmından en ufak bir haz duymaz.
  • Bir  eşeğin anırdığını her duyuşunda,nefis bir senfoni dinlediğini hayal eden,ya da sefalet ve adilik içinde doğmuş olduğu halde kendini Karun kadar zengin ve kudretli gören bir insan işte böyledir.
  • Bence ne kadar deliliğimiz varsa o oranda daha mutluyuz...
  • Bir şey ne kadar sağduyunun karşıtı ise, o oranda çok hayranı kendine çeker...
  • İnsanların mutluluğu nesnelerin kendinden ibaret görmek,çılgınlığı aşırıya vardırmaktır.Bizi sadece kanaatlerimiz mutlu eder.
  • Bilgelik,insanları mahcup kılar.Onun içindir ki bilgeleri sürekli olarak yoksullukla,açlıkla,acılarla savaşır,değer görmeden herkesin aşağılama ve nefreti içinde yaşar görürüz.Deliler ise tam aksine,bolluk içinde yüzerler,devletleri idare  ederler,özetle en mutlu,en verimli talihe kavuşurlar.
  • İstediğiniz yer gidiniz papalara,prenslere,bilgeler,kanun adamlarına,dostlara,düşmanlara,büyüklere gidiniz peşin parasız hiçbir şey elde edilemediğini görürsünüz,bilgeler de parayı hor gördüklerinden herkesin onlardan kaçması normaldir.
  • Bir kimsenin ruhu,bedeninin organlarını düzenli biçimde etkiledikçe,o kimsenin sağduyulu olarak kabul edilir.Ama ruh bağlarını koparıp özgürlüğe kavuşmaya,zincirlerinden kurtulmaya çalışırsa, o zaman ona deli derler.

29 Ocak 2017 Pazar

Nasıl Yabancı Dil Öğrenilir?

              Yabancı dil konuşan insanlara imrenerek mi bakıyorsun?Eğer cevabın  "Evet." ise gerçekten dil öğrenmek istiyorsundur.Sonuçta "1 dil= 1 insan, 2 dil=2 insan...." dır.Ayrıca;dil öğrenmeyi herkes ister ama kimse öğrenmek için çalışmaz.Dil birden öğrenilmez.Yavaş yavaş öğrenilir.Örneğin;Biz Türkçe'yi annemizin karnında mı öğrendik?Elbette hayır.Doğduktan sonra insanların seslerini belli bir süre duyarız,dinleriz.Sonra tane tane konuşmaya başlarız.İnsanları taklit ederiz.Gevezelik yaparız.Kişiye bağlı olarak belli bir sürede(uzun veya kısa sürede) öğreniriz.Şimdi gelelim asıl konumuza.Dil öğrenmek  5 bölümden oluşur.Bunlar;

1.Gramer
 2.Kelime
 3.Dinleme
4.Konuşma
5.Okuma

İngilizce konuşan insanlar


1.Gramer
                  
                 Yabancı dil öğrenmede zamanlar ve ekler bir dilin temelini oluşturur.Gramer öğrenmek için gramer kitapları var. Onlardaki alıştırmaları yaparak öğrenebilirsiniz.Ayrıca; önemli olan yerleri not almayı da unutmayın.Zamanları formülleştirebilirsiniz.Biraz ezber olacak ama siz yaza yaza,konuşa konuşa onlar yerine oturacak.Grameriniz ne kadar iyiyse dili o kadar doğru konuşursunuz.Örneğin; "Ben yarın yemek yiyeceğim." demek istiyorsunuz.Ama grameriniz iyi değilse "Ben yarın yemek yedim." diyebilirsiniz.Sonuç olarak; hata yapmaktan çekinmemelisiniz.Hata yaparak bir şeyleri öğreniriz.




2.Kelime
               
              Kelime hazneniz ne kadar genişse o kadar çok konuşursunuz,tıkanmazsınız.Birisiyle yabancı dil konuşurken "Şu kelimenin anlamı neydi?Şu kelimenin İngilizcesi neydi?" diye düşünmezsiniz.Kelimeleri öğrenirken bir defter tutun.Bu sizin kelime defteriniz olsun.Kelimenin anlamları,türü(isim,fiil,zarf...),okunuşu bunları yazabilirsiniz.Kelimeleri simgesel olarak da öğrenebilirsiniz.Örneğin; "table" İngilizce'de "masa" demektir.Ben bunu beynimde masayla simgelersem  daha kolay öğrenirim.Ayrıca;kelime öğrenmek için yabancı müzikler,diziler,filmler en etkili yollardır.Bunların tanesinden 1 tane kelime öğrenseniz kelime hazneniz artar.Ne kadar ekmek,o kadar köfte misali : )

Yabancı dil konuşmak


3.Dinleme
                 
               İyi dinleyemezsek,karşımızdaki insanı iyi anlayamayız.Konuşabilmek için ilk başta dinlemeliyiz.Dinleyerek kelimenin telaffuzunu da öğreniriz.Yabancı müzik ,radyo dinlemek;yabancı dizi,film,televizyon izlemenin önemi burda artıyor.Yurt dışına herkes gitmek ister.Ama biz gidemediğimiz için yurt dışını kendimize getiriyoruz.Ayrıca; bunları yaptığımız halde dinlememiz hala iyi değilse izlediğimiz yabancı dizileri 3 adımda izleyebiliriz.İlk adım; Türkçe alt yazılı izlemek.İkinci adım; İngilizce alt yazılı(Ana dili 'İngilizce' ise) izlemek.Üçüncü adım; alt yazı olmadan izlemek.Son olarak; dinleyerek not almakta etkili sonuç verebilir.



4.Konuşma                   
                 
                     Konuşmak için bol bol pratik yapmalıyız.Pratik yapacak birisi yoksa kendi kendimize konuşabiliriz.Ayrıca: dil öğrenmek için  uygulamalar,programlar var(dyn-ed,busuu....).Hem bilgisayarınıza hemde akıllı telefonunuza yükleyerek istediğiniz yerde istediğiniz zamanda pratik yapabilirsiniz.Ayrıca skype'de İngilizce konuşmak için can atan o kadar insan var.Eğer; İngilizce öğreniyorsak İngilizce düşünebiliriz.Bu birden olmayabilir.Yavaş yavaş olabilir.Son olarak; konuşurken hata yapmaktan çekinmeyin. 
Yabancı dilde okumanın önemi





5.Okuma

              Dil öğrenmenin ve geliştirmenin en etkin yollarından birisi kitap okumaktır.Biz okumayı öğrenirken ilk başta heceleri sonra kelimeleri ve cümleleri okuyup anlamaya başlarız.Yeni kelimeler öğreniriz.Kelime dağarcığımız artar.Böylece Türkçe'miz gelişmiş olur.Aynı kural yabancı diller içinde geçerli.Yabancı dilimizi kitap okumadan geliştiremeyiz!İlk başlarda ince hikaye kitapları ile başlanılabilir.Daha sonra ne bulduysak okuyabiliriz.


           Son sözler:
  • Devamlı çalışmak önemlidir.Haftada bir gün saatlerce çalışacağınıza.Her gün azar azar,yarım saatte olsa çalışın.
  • Eğlenmeyi unutmayın.Oyunlar oynayın.Hikayeler anlatın.Şakalar yapın.Espriler öğrenin.
  • Dilin kültürünü öğrenin.
  • İnterneti sık sık kullanın.Yabancı gazeteleri okuyun.Yabancı haber kanallarını izleyin.Farklı aksanları dinleyin.
  • Eğer imkanınız varsa o dilin konuşulduğu ülkeye gidin.
  • Yabancı dilde öğrendiğiniz kalıpları tekrarlayın.

28 Ocak 2017 Cumartesi

Teknoloji Bizi Ele Geçiriyor!

                    Teknoloji bağımlılığı,teknolojinin gelişmesiyle insanları daha fazla etkilemektedir.Televizyon,bilgisayar,laptop,akıllı telefon ve tabletler bizi kötü bir şekilde etkiliyor.Hem sağlığımızdan hemde zamanımızı yok ediyor çünkü;gözlerimizi bozuyor,beynimiz ağarıyor,kanser ve obezite riskimizi arttırıyor.Evden çıkıp ekmek almaya gidiyoruz.Herkesin elinde akıllı telefonlar.Bu zamanlarda kimsenin elinden düşmüyor.Hiçbiri ihtiyacı olduğu için değil,zevk aldığı için kullanıyor.Biz mi telefon kullanıyoruz yoksa ekranlar mı bizi kullanıyor?Birisi yürürken telefonuyla oyun oynuyor veya sosyal medyaya bakıyor,kulaklıkları da takmış.Kafasını bile kaldırmıyor!Karşıdan karşıya geçerken araba çarpsa sizce kim haklı?Ölse haberi olmayacak.Hatta bazıları var akıllı telefonuyla tuvalete gidiyor.Eğer böyle giderse yakın zamanda insan ırkı yok olabilir : )


Telefonla karşıya geçen kadın

             
             Ebeveynler,çocuklarıyla yeterli zaman geçirmezlerse ve ilgilenmezlerse onlarda teknoloji bağımlısı olur.Ayrıca;ebeveyn nasılsa çocukta öyle olur.Eğer siz ekranlarla çok vakit geçiriyorsanız,çocuğunuzda muhtemelen sizi örnek alacaktır.Ondan sonrada çocuğunuza ekranları yasaklamaya kalkmayın ve bu çocuk neden böyle demeyin!Çocuk dediğin mahallede top oynar,pislenir,kavga yapar.Şimdiki çocuklarımız dört duvar arasında büyüyor.Hayatı sokakta değil ekranlardan öğreniyorlar.Ekranlarla kontrolsüz bir şekilde oynayarak tabiri caizse mankafalaşıyor ve hayal dünyaları köreldiği için asosyal oluyorlar.Hayat dışarıda, ekranlarda değil.Koşup düşmeden,çift kale maç yapmadan,arkadaşlarıyla oyun oynayarak kirlenmeyen çocuk; çocukluğunu yaşamamıştır.Sabahlara kadar haberimiz olmadan ekranlarla uğraşıyorlar.Karne hediyesi olarak tablet,akıllı telefon istiyorlar.Çünkü;tehlikenin farkında değiller.Onlara her şeyi nazikçe anlatmalıyız.


çift kale maç yapan çocuklar

                
                   Gençlerin elinden telefonlar düşmüyor.Telefonlarından '.........  bildiriminiz var.' yazısı eksik olmuyor.Eskiden gençler gezer tozardı.Fakat; şimdi arkadaş ortamına girdiğinde doğrudan iletişim kurmak yerine telefonlarıyla birbirine yazıyorlar : ) Ayrıca; birlikte vakit geçirmek,muhabbet etmek yerine herkesin gözü ekrandadır.Eğer bu durum devam ederse manevi değerlerden uzaklaşmış bir gençliğimiz olur.


telefonla oynayan gençler


                    Eskiden ailemizle samimi bir şekilde muhabbet ederdik.Bu durum televizyon evimize girene kadar sürdü.Dünya'da en fazla televizyon izleyen ülkelerden biri olduk.Anne babamızla muhabbetimiz azaldı.Fiziki olarak birlikteyiz ama aklımız ekranlarda.Sıkıntılarımızı daha az paylaşıyoruz.Çünkü;bu bizi çekingen yaptı.Peki teknoloji bağımlılığından nasıl kurtuluruz?

Günümüzde teknolojinin bize ulaşması

  • Ekranları farklı saatlerde kullanın.
  • Haftalık limit belirleyin kendinize.
  • Eğer zorlanıyorsanız psikoloğa gidin.
  • Yapmak istediğiniz ama yapamadığınız şeyleri ekranları kullanmak istediğiniz zamanlarda yapın.
  • Çocuklarınızı ve arkadaşlarınıza ekranlar olmadan iletişim kurmayı öğretin.Akrabaları arasında sosyalleşmesini sağlayın.
  • İlgi duyduğunuz spora başlayın.
  • Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyin ve onları bir araya getirin.
  • Çocuğunuzun ekran kullanımını kontrol edin ve onların internetteki arkadaşlarını öğrenin.
  • Çocuğunuzu bu konuda kontrol edemiyorsanız uzmana başvurun.
  • Ekranınızda güvenli internet yazılımları olmasına dikkat edin.
  • Ekranları çocuklarınızı kontrol etmek için kullanmayın.(susturmak,teselli etmek)
  • Ekran karşısında yemek,abur cubur yemeyin.Ailenize,arkadaşlarınıza katılın.
Teknoloji Bağımlılığının Belirtileri:
  • Bir dakika daha deyip saatlerce oturmak.
  • Ekranlar karşısında geçirdiğiniz zaman hakkında yalan söylemek.
  • İnsanlarla direkt(yüz yüze) iletişim kurmak yerine ekranlardan kurmak.
  • Ekranda vakit geçirmek için her şeyi yapmak.
  • Ekranlardan uzak kaldığınızda sinirli,gergin olmak.
  • Gece geç saatlere kadar ekranlar başında kalmak.

 teknoloji ve gençler


Fiziksel Sorunlar:
  • Görme bozuklukları.
  • Duruş ve iskelet bozuklukları.
  • Radyasyon alımı.
  • Kas ve eklem problemleri.
  • Obezite riski.
  • Uyku problemleri.
  • Elde uyuşukluk.
  • Halsizlik.
Sosyal Sorunlar:
  • Okul başarısında düşüş.
  • Kişisel,ailesel sorunlar.
  • Zamanı idare edememe.
  • Yemek yememe.


                           Son olarak;her şeyin faydası ve zararı vardır.Teknolojiyi faydalı kullanırsan faydasını görürsün,zararlı kullanırsan zararını görürsün.



27 Ocak 2017 Cuma

Stanley Fatmax Bıçağı Nasıl Takılır?

                           
Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?

             Merhaba arkadaşlar,bugün sizinle karşılaştığım bir sorunu paylaşacağım.Kesim işlerinde iyi kesen bir maket bıçağına sahip olmak önemlidir.Özellikle öğrencilik hayatınız maket yapmakla geçiyorsa maket bıçağınız sizin silahınızdır.Kesimin kalitesi,pürüzsüz olması önemli etkenlerdir.Fazla uzatmadan konuya geçeyim.Geçenlerde tam ihtiyacımı karşılayacak bir maket bıçağı buldum.Stanley Fatmax 789.Ürünü aldığımda bıçakları takılı değildi.Üzerinde ki broşüre baktım ama resimlerden pek bir şey anlamadım.Sonra bıçakları takmak için 4-5 saat uğraştım.Çabam sonuç verdi ve taktım.Şimdi bunu sizinle paylaşacağım.

1.Adım
        
                  Yerleştireceğimiz bıçağın sürgüsünü sonuna kadar çekiyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?



2.Adım

                Sarı yeri takacağımız bıçağın yönüne doğru hareket ettiriyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?


3.Adım

                   Elimizi sarı şeyden çekmeden bıçağı içeri doğru takıyoruz.

Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?



Stanley Fatmax bıçağı nasıl takılır?

Ve Stanley Fatmax'imiz kesim için hazır.

26 Ocak 2017 Perşembe

Tatil Dönüşü Sendromu Nasıl Yenilir?

                   Tatil  başladığında hepimiz sevinçliydik.Okuldan kurtulmuştuk : )Hepimizin planları vardı.Şunu yapacam,bunu yapacam derken tatil bitti.Zaman o kadar hızlı geçti ki anlamadık.Kimimiz planlarını yaptı,kimimiz yapamadı.Evet yarın okullar açılıyor.Bu yüzden çok mutsuzuz.Öğrenciler için çok büyük bir acı.Üniversiteliler terminallere,havalimanlarına doluşmaya başladı.Acıklı sonlar "Anne ben okula gitmek istemiyorummm!!!"Gitmesi ayrı sorun,gelmesi ayrı sorun.Okuldayken evi özlüyorsun;evdeyken okulu özlüyorsun.Bu geceden itibaren saatler ayarlanmaya başlanacak : ( Peki  tatil sendromuyla nasıl başa çıkılır?



1.Önünüzdeki Tatili Hatırlayın
         
               Önünüzdeki tatilin tarihini öğrenmek sizi hem ferahlatır hemde çalışmak için motive eder.Örneğin; "Ben tatile kadar iyi çalışırsam tatili hakketmiş olurum ve tatilim iyi geçer." Hep tatil yapmak işsiz adamın işidir.Sizin işiniz var.Tatilinizi yaptınız.Tekrar hakketmek istiyorsanız  sıkı çalışın : )

2.Arkadaşlarınızla Vakit Geçirin
         
              İş çıkışlarında veya okul çıkışlarında arkadaşlarınızla vakit geçirin.Böylece okulu veya iş yerinizi daha çok sevmiş olacaksınız.İşe veya okula gitmeye alışacaksınız.Sabahları "Ben işe/okula gitmek istemiyorum." diye aklınızdan geçirmeyeceksiniz.

ders çalışmak


3.İşlerinizi Tam Yapmayın
         
                       Tatil bittiğin de siz işinizi bitirmek için uğraşırsınız.Böylece tatil bitti sendromu yaşamazsınız.Çünkü; kafanız doludur.Ayrıca sevdiğimiz işi yapmakta önemlidir.

4.Ateş Böceği ve Karınca
         
                      Siz evinize ekmek götüren bir karıncasınız.İş zamanı karınca gibi çalışır,tatil zamanı ateş böceği gibi eğlenirsiniz.Ayrıca; işinizin güzel taraflarını düşünün.Çalışarak ailenize hem maddi açıdan hem de manevi açıdan destek oluyorsunuz.Bu sizin iş hayatında başarıdan başarıya gitmenizi sağlayabilir.

5.Önemlisiniz
         
                     Siz önemlisiniz.Çünkü işinizde size ihtiyaç var ve tatil yapabiliyorsunuz.Fabrikada bir makine eksik olursa işler eksik olur.Siz bir bütünü oluşturan önemli birisiniz ve bunu hakkını verebilirsiniz.


işe ve tatil


6.Anı Yaşayın
       
              İşte iken,okuldayken o anınızı düşünün.O andan keyif alın.İşinizi mutlu olarak yaptığınız anları hatırlayın.Severek ve zevk alarak çalışırsanız daha mutlu olursunuz.Çalışmaya ısınırsınız ve böylece kısa sürede daha fazla iş yaparsınız.

7.Özleyin
       
           Çok isteyip yiyemediğiniz yemeği yediğinizde yemeğin tadı muhteşemdir.Tatili özlemenize izin verirseniz tatil yapmanın tadı artar.

8.Zıtlıkları Sevin
       
              Hayat zıtlıklardan oluşur.Kışın hava soğuk diye şikayet etmek yerine kalın giyinin,yazında hava sıcak diye şikayet etmek yerine ince giyinin.Tatili değerli yapan şeyde çalışmaktır.

9.Para,para,para...
   
             Napolyon ne demiş: "Para,para,para."İşinizden para kazanırsanız o para ile tatil yapabilirsiniz.Böylece mutlu olursunuz.

25 Ocak 2017 Çarşamba

Avg Anti Theft Sorunu ve Çözümü

               Merhaba arkadaşlar.Bu gün size yaşadığım bir sorun hakkında yardımcı olabilecek bir yazı yazacağım.Çünkü; bu konu hakkında internette yeterli Türkçe kaynak yok.Birkaç gün önce telefonumdan sim kartını çıkartıp başka bir sim kart taktım.Karşıma Avg anti theft sorunu yani hırsızlara karşı bir şifre istedi.Ama ben telefona hırsızlık şifresi falan koymamıştım.Bir gün boyunca telefonumu kullanamadım : ) Peki bu sorunu nasıl düzelttim.Şimdi onu anlatacağım.

Avg anti theft sorunu

1.Telefonumuzun İnternetini ve konum bulmayı açıyoruz.
2.Avg'nin sitesine giriyoruz.Anti Theft'e tıklıyoruz.

Avg anti theft sorunu

3.Avg Myaccount'tan giriş yapıyoruz.


avg anti theft sorunu nasıl çözülür

4.Giriş yaptıktan sonra haritada telefonumuzu bulup eski haline getirebiliriz.


24 Ocak 2017 Salı

Verimli Ders Çalışmanın 9 Yolu

             Ders çalışmak bir oyundur.Nasıl metin 2,knight vs. oynarken level atlıyorsak bu işte de atlıyoruz.Ama sınava  az zaman kala çalıştığımız için fark edemiyoruz.Tabiri caizse yumurta dayandığın da : )Ders çalışmaya otururken genelde sıkılırız.Ders çalışmayı bırakın kitabı açmak bile istemeyiz.Şimdi size ders çalışmayı eğlenceli ve verimli hale getirecek fikirler anlatacağım.Bu fikirler özellikle Ygs-Lys'ye  hazırlananlar içindir:


1.Ben Niçin Ders Çalışıyorum?
                 Hedefsiz gemi bir yere gidemez.Hedefinizi belirleyip çalışırsanız;daha verimli ders çalışırsınız.Kimsenin sizi rahatsız etmesini istemezsiniz.Size ders çalışmak kutsal bir iş gibi gelecek.Çünkü ders çalıştıktan sonra kendinizi daha mutlu ve sakin hissedeceksiniz.

        2.Ders Çalışma Programı Yapın
               
             Öncelikle şunu bilmelisiniz ki: ders çalışma programı bireyseldir.Kimse sizi sizden daha iyi tanıyamaz,ne zaman ders çalışıp ne zaman dinleneceğinizi sizden daha iyi bilemez.Ancak sadece tavsiyeler verebilirim.Bir saat çalışırsanız 15 dk,bir buçuk saat çalışırsanız 30 dk. mola verebilirsiniz.Bu arada sık sık ara verirseniz hatırlama oranınız artar.Ayrıca; bunlar sizin daha verimli ders çalışmanıza sadece bir adım atmanızı sağlar.

    ders çalışamıyorum

    3.Nerede Ders Çalışmalıyım?
                 Çoğu insan ders çalışma yerini seçerken hata yapar.Çünkü konsantrasyon olamamasına neden olur bazı yerler.Dikkatimizi dağıtan yerler bizim verimli ders çalışmamızı engeller.Eğer sen oturma odası,yurt odası gibi yerlerde çalışıyorsan orada bulunan TV,bilgisayar vb. gibi aletlerin sesine katlanırsın.
        
                       Kütüphane ders çalışmak için iyi bir yerdir.Doğru seçimleri yaparsın test çözerken.Merkezi kalabalık yerler gibi yüksek sesli değildir.Ders çalışma alışkanlığımız için yeterince iyi yeri bulmalıyız.İdeal ders çalışma yeri önemlidir çünkü;sonraki bir kaç yıl için tek sen hesaba katarak emin olursun.

                                  


     4.İlham Perinizin Gelmesini Beklemeyin

           Hedeflerinizi belirlediniz,programınızı yaptınız.Sıra geldi dersin başına oturmak.Öncelikle masanızda o saat çalışmayacağınız eşyanız olmasın(defter,kitap...).İkinci olarak odanızda dikkatinizi dağıtacak poster,resim  olmasın.Şimdi dersin  başına oturdunuz ve uykunuz gelmeye başladı ve sıkıldınız.Uykunuz için fazla rahat sandalyede oturmayın ve yemekten sonra konu çalışmayın test çözün.Ders çalışırken yine dikkatiniz dağılıyorsa  15 dk. mola verin ve hedefiniz gerçekleştiğinde olacakları düşünün.Ama bunu  ders çalışırken denemeyin.Yine uykunuz geliyorsa metal,rock müzik dinleyin.Üçüncü olarak odanızda sadece ders çalışın.Böylece odanıza girdiğinizde otomatik olarak ders çalışmaya başlayacaksınız.(40 gün alışma süresi)Alışma süresinden sonra ders çalışmaktan zevk almaya başlayacaksınız.Dersten kaçan senle,şimdiki sen aynı olmayacaksın.



    verimli ders çalışmak


      5.Odanızda Telefon Olmasın!
           
                  Ders çalışırken eğer cep telefonunuz yanınızdaysa ister istemez dikkatiniz cep telefonunda olur.''Acaba Aysel Facebook'da yorum yaptı mı,Twitter'da takipçim arttı mı,Watsapp'tan mesaj atan var mı?''Ondan sonra da "Neden ders çalışamıyorum?" dersiniz.Cep telefonunuz,ders çalışırken sizden uzak cehenneme yakın olsun : )
    Mümkünse ders çalışırken cep telefonunuzu kapatın.Çünkü birisi sizi arayıp sizi o ortamdan ayırabilir.


    telefonla ders çalışmak


       6.Başarısız Olduğunuzda Pes Etmeyin!!!
    Başarı grafiği

    Her zaman başarılı olamayız.Herkes bazen başarısız olur.Mesele başarısız olduğumuzda  daha fazla çalışmak.Genelde ders çalışmaya yeni başlayanlar ilk sınav sonucunda moralleri bozulur.

      7.Renkli  Kalemlerle Çalışın
          
             Renkli ve fosforlu kalemlerle çalışırsanız daha çabuk öğrenirsiniz ve sıkılmazsınız.Böylece eğlenceli ders çalışmaya başlarsınız.Renkli ve fosforlu kalemleriniz en sevdiğiniz şey olur belki : )
      
    8.Kendinizi Ödüllendirin
          
           Kendinize günlük, haftalık,aylık hedefler belirleyin ve hedeflerinizi gerçekleştirdiğinizde kendinizi ödüllendirin.Örneğin: bu hafta 10 bin soru çözersem sinemaya giderim...Bu sizin ders çalışma isteğinizi arttırır ve deşarj olursunuz.Beyniniz için değişiklik olur.

       9.Sistemli Çalışın

                Kendi sisteminizi belirleyin.Duyarak,görerek,yazarak  vs. en iyi nasıl çalışıyorsanız öyle çalışın.Daha iyi öğrenirsiniz.Kısa sürede çok iş yaparsınız.



                                                                                Son  olarak kendinize güvenin...



    23 Ocak 2017 Pazartesi

    Sınavdan Önce Stres Atmanın 7 Yolu

                        Sınava(Ygs-lys) az bir zaman kaldı.Arkadaşlar çok yoğun bir dönem geçirdiniz.Çözmediğiniz soru,çalışmadığınız konu kalmadı.Belki bazılarınız gecelerin yarısına kadar ders çalıştınız.Belki hala istediğiniz başarıyı elde edemediniz.Sınavda herşey olabilir.Yeter ki umudunuzu kesmeyin.Kendimden örnek veriyim.Ben girdiğimde hiç çalışmadığım konudaki soruları yapmıştım ama çok çalıştığım konudaki  soruları yapamadım.Herşeyinizi bu sınava bağlamış olabilirsiniz.Tamam,herşeyiniz bu sınava bağlı olabilir ama bu sizin sağlığınızda(fiziksel-ruhsal) önemli mi?Peki  gelelim asıl konuya.Sınav stresinden nasıl kurtulursunuz?Arkadaşlar yazdıklarımı sınava son bir hafta kala yapın.Böylece içinizden "Benim ders çalışmam gerek." diye düşünmeyeceğiniz için rahat olursunuz.


    Sınav stresi nasıl atılır

    1.Arkadaşlarınızla Vakit Geçirin
                 Sizinle aynı durumda olan veya iyi geçindiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirin.İyi geçindiğiniz diyorum çünkü size ikide bir "Kaç net yapıyorsun?Heyecanlı mısın?Ben senden fazla yapıyorum." gibi cümlelerle sizi rahatlatmak yerine daha fazla strese sokacaklardır.Bu yüzden sınavınız kötü geçebilir.

    2.Sevdiğiniz Şeyleri Yapın
                Sevdiğiniz şeyleri yapın.Örneğin; kitap okuyun,sevdiğiniz bir filmi izleyin...Sevdiğiniz yemeği yiyin.Size güç veren özlü sözleri okuyun,ezberleyin.Ayrıca  bunlar size sınava girerken hem maddi hemde manevi güç verecektir.Sınav anında diğer adaylara göre daha rahat,sınava odaklanmış  olacaksınız.

    Darıca sahil

    3.Gezin
                Çevrenizde olan doğal güzelliği olan sessiz,sakin yerlere gidin.Örneğin; ben sahile giderdim.Kayalıkların üstünde oturup,denize bakardım.Denizin maviliği kendime olan güvenimi arttırırdı, sakinleşirdim.İçimden de "Yarın ki sınav güzel geçecek." derdim.Ayrıca;bunu sınava son günler kala yaparsanız daha iyi olur.Sınav motivasyonunuzu arttırır ve içinizde stres,kötü düşünce falan kalmaz.

    4.Hareketliliğinizi Arttırın
               Kısaca spor yapın.Sınava 3-4 gün varsa basketbol oynayın,koşu yapın... Çünkü;spor yaptıktan sonra rahatlarsınız.Eğer sınava bir gün kalmışsa bunları sakın yapmayın.Çünkü; ygs-lys esnasında yorgun olursunuz.Ama "Benim illa bir şeyler yapmam lazım." derseniz hafif tempolu yürüyüş yapın.Ayrıca,kendinizi çok fazla kasmayın bir tarafınızı yaralayabilirsiniz.



    5.Yemenize Dikkat Edin
             Sınava az zaman kala yemek yemenin önemi artar.Çünkü;yediklerimizin 3'te 1'i beynimize gider.Ayrıca; kahvaltı yapmazsanız,düzenli ve sağlıklı beslenmezseniz sınav sırasında sınava odaklanmada zorluk çekersiniz.Ayrıca yapılan araştırmalar gösteriyor ki,okulda başarılı olan çocuklar okula gitmeden önce proteinli yiyecekler tüketir.Son olarak,karbonhidratlı yiyecekler uykunuzu getirebilir.

    Sınav motivasyonu nasıl kazanılır

    6.Müzik Dinleyin
              Sizi sakinleştiren müzikleri dinleyin.Geleceğiniz ile ilgili hayaller kurun.Örneğin;istediğiniz üniversiteye gittiğinizi hayal edebilirsiniz.Bu sizin umudunuzu,motivasyonunuzu arttıracak ve sizi savaşınızın kahramanı hissettirecek.Bu arada müzik dinleyin dediysek günün tamamını müzik dinleyerek geçirmeyin : )


    7.Dua Edin
              Arkadaşlar dua etmek sizi hem rahatlatır hemde içiniz rahat olur.Ayrıca; çalışarak bir yere kadar gelebiliyoruz.Geriye kalan şey sınav anıdır.Ygs-lys sınavınızın iyi geçmesi hem bizim elimizde hemde Allah'ın elinde.Bu yüzden de dua etmek  önemlidir.

    22 Ocak 2017 Pazar

    Her Gencin Yaşadığı 9 Olay

                             Genç olmak,insanların hayatlarının doruk noktasıdır.Doruk noktası diyorum çünkü; istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Siz güçlü,zeki,sağlıklı,mutlusunuz.Bunları bir tarafa attığımızda genç olmanın güzel tarafı kalmaz.Çocukken aklında sadece oyun oynamak vardı.Evde,sokakta,parkta kısaca her yerde.Ama şimdi büyüdün Dünya'da etrafında neler olduğunun farkına
    varıyorsun.Çocukken Dünyasal sıkıntıların yoktu ama şimdi var ve büyüdükçe de artacak gibi.Fakat gençlere bu dertlerle  savaşabilecek güçtedirler.
    Gençlik



    1.Herşeyi Sorgulamak
                      Genç olurken aklımız yavaş yavaş başımıza
    gelir.Dünya'yı,arkadaşlarımızı,ailemizi,alışkanlıklarımızı kısaca herşeyi sorgularız.En önemlisi de kendimizi sorgulamamızdır."Ben neden yaşıyorum?","Bir amacım var mı?Büyüyünce ne olacağım?Dünya,insanlar neden kötü durumda?"

    2.Gözü pek
                      Hayat tecrübeniz fazla olmadığı için herşeyi yapabileceğinize inanırsınız hatta yaparsınız da onları.Örneğin;hızlı araba kullanırsız,tehlikeli işlere kalkışıp kendinizi yaralayabilirsiniz.Ek olarak bunları yaparken "Bana bir şey olmaz!" deriz.Çünkü;bizim ölebileceğimizi aklımızın ucundan dahi geçmez.Son olarak;hayatınız boyunca yapamadığınız şeyleri yapabileceğiniz bir dönemde olabilirsiniz ama risk alabileceğinizi unutmayın.

    Ayna karşısında süslenmek


    3.Beni Herkes Beğensin
                     Daha güzel/yakışıklı olmak için herşey yapılır.Karşı cinsin ilgisini çekmek asıl amaçtır.Ama bazen o kadar çaba boşa gidebiliyor.Özellikle kızlar için.Sabah okula gitmek(ama önce süslenmek) için normalde kalkmalarında saatler önce kalkarlar.Sırf en güzel olmak için uykularından feda ederler.Hatta bazen kahvaltılarından da feda ederler.Erkekler ise karışıktır.Kimisi aşırı bakımlıdır.Kimisi sadece evden çıkmadan önce aynada 1-2 saniye bakar kendine  : )Ama genel olarak; erkeklerde kendilerini beğendirmek için spor salonlarında saatlerini harcarlar.Sonuç olarak; bir gün bizde yaşlanacağız.Dış görünümümüz ne olursa olsun önemli olan sevmek ve sevilmektir

     4.Asi olmak
               Çevremizde yanlış,haksız bir olay olduğunda ilk gençler sesini çıkarır.Çünkü onların ruhu asidir.Ama kimilerimiz haksızlıklara karşı ne yapacağımızı bilmediğimiz için sessiz kalırız.Belki en büyük cevap budur.

    5.Özgür Olmak
               Yabancı filmlerde gördüyseniz gençler liseden sonra iş bulup aileden ayrılır.Veya aileleri onlara odalarını kiralar.Bunlar size ilginç gelebilir ama gençler kendi güçlerinin farkına vardığında onları yaparlar.Gençler "Bana kimse karışmasın." diye düşünürler.Karıştığınızda da "Ben özgürüm!İstediğim şeyi yaparım!" derler.Bunları derken de birilerinin onları desteklemesini isterler.Fakat onlar anne ve babaları için hala "çocuk"tur.


    Güzel üzgün kız

    6.Yanlış Kararlar
                 Genç olmak;hata üstüne hata yapmak demektir.Eğer hep hata yapmasalardı genç olmazlardı.Eğer gençler hata yaptığında yaptıkları hataları kabullenirlerse daha iyi olur.Ebeveynlerine karşı kendilerini fazla savunmalarına gerek yok."Ben hata yaptım." derlerse daha iyi olur ancak ebeveynlerimiz anlayışlı olmalıdırlar.

    7.Başarılı Olmak
             Onlar kendini başarılı olmak zorunda hissederler .Okulda ,dershanede ,sporda, sanatta, müzikte ...Başarılı olamadıklarında özgüvenleri azalır.Kendilerini işe yaramaz gibi hissederler.
    Kendilerini gerçekleştiremezler.Fakat herkes başarısız olabilir.

    Hayal kuran kadın

    8.Hayaller 
                Gençleri geleceğe yönelik büyük hayalleri vardır.Dünya'nın daha iyi,daha güzel  olması için onu değiştirmek için çok hayal kurarlar.Evrenden çok şey beklerler.Acelecidirler.Bir şey hayal edip çalışmalara başladıktan sonra onun hemen olacağını sanırlar.Oysa ki hiçte öyle olmuyor.Her hayal için çok çalışmak gerekiyor.Ne kadar çok başarısız olsak da denemeye devam etmeliyiz.Hatta o hayallerin verdiği dertleri severiz.Dertlere aşık oluruz.Bir kıza aşık olsak ve o kız bizden ayrılsa o kadar dertlenmeyiz.
         
     9.Coşku
                Gençlik çağı hayatımız en duygulu,en hevesli,en renkli çağıdır.Nefret ettiğimiz işleri bile hevesle yapmaya başlarız.Hayattan,yaşamaktan zevk alırız.Genelde işlere coşku ile başlayıp
    başarısızlıkla bitiririz.

              Özetle genç olmak dışarıdan  kolay gözükür.Ama kimse gençlerin yaşadığı durumları bilmez.Gerekli hayat tecrübesine sahip değillerdir.Bazı şeyleri başarmak için denemek  zorundadırlar.

    21 Ocak 2017 Cumartesi

    Gurbete Çıkmanın Farkına Varılmayan 5 Avantajı

                  Gurbete çıkmak, sevdiğimiz kişilerden fiziksel olarak uzaklaşmaktır ve en çok hissedildiği zaman sevdiğimiz kişilerden ayrıldığımız ilk zamandır.Zaman geçtikçe alışırız.Bazen sevdiklerimize karşı gurbet acısı çekeriz.İşimize odaklanamayız,evimize geri dönmek isteriz.Ama artık geç kalmışızdır.Evimizden uzaktayızdır.Aklımızda sadece anılarımız vardır.Elimizden anılarımızı tekrar tekrar oynatmaktan başka bir şey gelmez.Gurbetçi;gurbete çıkan,geçimini gurbette kazanan kimsedir.Yani ister öğrenci(özellikle şehir dışında üniversite okuyanlar)  ister şehir dışında asker,rıskını kazanan bir baba veya yurt dışında çalışan bir iş sahibi ol evinden ayrıldığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığının olmayacağının farkına varıyorsun.
                                   Özellikle büyüdüğünün farkına varıyorsun.Daha dün mahallede koşan,çift kale maç yapan,koşan,saklambaç oynayan,ana kuzusu olan çocuk hangi ara bu kadar büyümüştü.Zaman nasıl oluyorda bu kadar hızlı geçiyordu?
                                   Evden ayrılırken; içinden "Ben gitmek istemiyorum!" dediğimiz çok olmuştur.Evimizde ayrıldığımız an aklımızda ailemiz vardır.Sadece anılarımız bizimledir.Ama evimizden ayrılmanın sadece kötü tarafları  yoktur.İyi tarafları da vardır.Bunları belli bir süre geçtikten sonra çok iyi öğreniyorsunuz.

    Gurbetin faydaları

    1.Yeni İnsanlar İle Tanışıyorsun
                        İlk başlarda yalnız takılıyorsun ama sonradan kendine göre arkadaşlar belki dostlar buluyorsun.Çevremiz genişliyor.İnsanları daha iyi tanıyoruz.Ailemiz giderken bize ne demişti "Herkese güvenme,dikkatli ol!"(Büyük ihtimalle herkesin ailesi demiştir : )

    2.Kendi Ayakların Üzerinde Durmayı Öğreniyorsun
                       Burada annemiz yok.Yani sabahları okul için "Evladım kalk hadi okula gecikeceksin.Kahvaltıyı hazırladım.Sen seviyorsun diye melemen yaptım." diye çağıran kişi yok.Kendi işini kendin halletmen lazım.Kahvaltıyı,akşam yemeğini (Annemizin yaptığı gibi olmaz.) bizim kendimiz yapmamız yada almamız gerekir.Kendi üstümüzü ütülememiz gerekir.Üstümüzü yıkamamız gerekir.Ayrıca paramızı idareli kullanmalıyız.Onu hayati şeyler için kullanmalıyız(yemek,barınma,ulaşım..).Yoksa maddi açıdan sıkıntı çekebiliriz.

    gurbetçi olmanın faydaları

    3.Kendine Güvenin Artıyor
                        Burada seni savunacak birileri olmadığı ve her işini kendin yaptığın için özgüvenin artıyor.Ayrıca dünkü saf çocuk almadığının farkına varıyorsun.Kısaca evde yapmadığın ama burada başardığın şeyler senin güvenini arttırmaktadır.Böylece hayatının başrolünde sen oynuyorsun.

    4.Özgürlük-Yalnızlık
                 Evden ayrıldık ve ailemiz yok.Bize karışan birisi yok.Yani özgürüz.İstediğimiz  her şeyi yapabiliriz ama unutmayalım ki "Kontrolsüz güç,güç değildir.".Bizim buraya gelirken bir amacımız vardı.Eğer o amacımızı hatırlayabilirsek kendimiz kötü şeylere karşı kontrol edebiliriz.Ayrıca geldiğimiz yeri ve insanları unutmaz isek zorluklara karşı daha olumlu ve güçlü oluruz.
     
     5.Yeni Yerler
                Yeni yerler görüyorsun.O şehrin tarihi,kültürel,doğal yerlerini görüyorsun.Şehri anlamaya çalışıyorsun.Hayata bakışın genişliyor.Bu şehrin insanlarını anlamaya başlıyorsun.Özellikle üniversite öğrencisiysen bir kaç sene içinde o şehrin kurdu olmaya başlıyorsun : )

    20 Ocak 2017 Cuma

    Güzel Hayallere Ulaşmanın 7 Yolu

                 Hayal,zihinde tasarlanan,canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey,imge,hülyadır.Bazen onlara dalıp gideriz ve geri dönmekte istemeyiz.Çünkü;onları kurarken acı çekmeyiz aksine mutlu olur,seviniriz.Derdimizi,sıkıntımızı geçici olsa da unuturuz.Amacımız gerçekleştiğinde olacak veya olabilecek şeylere odaklanırız ve bu bizi motive eder ve hayalimiz için daha fazla mücadele ederiz.Ayrıca;son araştırmalar göstermiş ki hayal kuran insanlar daha zeki oluyor.Onun için daha çok çalışıp,daha çok uğraşırız.Şimdi size bir hikaye anlatacağım:

    Ders çalışırken hayal kurmak

                 Kahramanımız bir gençtir.Ortalama bir yaşama sahiptir.Lise son sınıfa gitmektedir.Okul-ev arasında monoton bir hayat yaşamaktadır.Her genç gibi onunda hayalleri,amaçları vardır ama kahramanımız bunların farkında değildir.Etrafındaki insanlar daima bir şeyle ilgilenir,bir şeyler yapar.Ayrıca;kritik bir dönemdedir çünkü; önünde bir sınav(ygs-lys)  vardır.Kahramanımız ders çalışır(oyalanmak ve kafasını dağıtmak için) ama neden çalıştığını bilmemektedir.Zaman geçtikçe bazı şeyler öğrenir,duyar ve kendini sorgulamaya başlar."Bu insanlar neden ders çalışıyor?","Ben neden ders çalışıyorum?","Bu sistem neden böyle?","Bu sistemi nasıl değiştirebilirim?".Kahramanımız bu soruların cevabını zorda olsa bulur ve neden ders çalışması gerektiğini anlar.İlk adım olarak bir hedef belirler.İkinci olarak;hedefine nasıl ulaşması gerektiğini araştırır.Plan,program yapar.Hedefine odaklanır.Kendisini motive eder ve etkili ders çalışmaya başlar.Deneme sınavlarına girer her girişte istediği puanı alamaz ama pes etmemiş daha fazla çalışmaya başlamıştır.Başarı daha fazla deneyip her denemede başarısız olmak değil miydi?Canı sıkıldığında amacının hayalini kurar.Bu onu güçlendirir.Sınav(Ygs) günü geldiğinde sınavına girer.Sonuçlar açıklanır ama sonuçlar istediği gibi değildir.Birkaç gün hiç ders çalışmaz (lys için) çünkü;arkadaşlarının hiçbiri ders çalışmaz.Bir gün aklına "Kaybedeceğim hiç bir şey kalmadı fakat ben yine de sınav için ders çalışacağım."der.Çalışmaya başlar.Havalar ısınmıştır.Herkes dışarıda gezip tozarken o ders çalışıyordur.Aklında hep amacının hayali vardır.Rüyalarına o girer.Kahramanımız artık Mecnun olmuştur.Onun Leyla'sı hayalidir.Sınav günü geldiğinde kahramanımız emin bir şekilde girer sınavına.Sınavı iyi geçer fakat istediği puanı alamayacağını bilir.Bir kaç hafta sonra sonuçlar açıklanır ve beklediğinden yüksek puan alır.Kahramanımız sevinçten ne yapacağını bilemez.Annesinin yanına gider ve "istediği puanı aldığını "söyler.Tercih haftası  geldiğinde tercihini yapar ve sonuçlar açıklanır.Hayali, hayatı olmuştu  : )

    Hayal kuran çocuk
     
                 Evet biraz uzatmış olabilirim  : ).Ayrıca hayaliniz ne olursa olsun  (sınav kazanmak,iş bulmak,evlenmek,kilo vermek.......)  asla umudumuzu kaybetmeyelim.Şimdi  maddeleri sıralamanın yolu:                
      1.Hedef Belirleyin
          Her hayalin bir amacı vardır.Sizinde bir amacınız olmalı aksi takdirde içinizdeki sadece kısa süreli bir hevestir.Ayrıca amacımız uzun süreli olmalı.Mesela  "bakkaldan gidip şeker almak" diye basit bir şey olmamalı.Ama yapamayacağımız,sınırlarımızı aşan şeylerden de kaçınmak gerekir.

    2.Hedefinize Giden Yolları Araştırın

           Hedefinizi nasıl ve hangi yollarla gerçekleştireceğinizi öğrenin.Yoksa boş yere hayal kurup durursunuz.Bu sizin yol planınızı oluşturacak.Ayrıca çok değil,akıllı çalışın ve hedefinize ne kadar çok yoldan ulaşabileceğinizi öğrenin.Çünkü; her amaca birden fazla yolla ulaşılabilir.


    Plan yapmak

    3.Plan Yapın

             Plan yapmak,gideceğiniz yolları planlamaktır.Plan yaptıysanız bu işin yarısı bitmiştir.Geriye kalan çalışmaktır.Ayrıca;kendi planınızı kendiniz oluşturun çünkü; sizi sizden iyi tanıyan kimse yoktur.Boş zamanlarınızda amacınızın hayalini kurun bu sizi motive eder.Son olarak bazı şeylerden vazgeçtiniz(Tv,telefon,tatlılar....) ve bunların yerine başka şeyler koyabilirsiniz.

    4.Sabırlı Olun ve Pes Etmeyin 

              Her başarısız olduğunuzda sabırlı olun.Herkes başarısız olur,hata yapar.Hatalarımızdan tecrübe alabiliriz.Unutmayalım ki başarılı olanlar,başarısızlıklarından ders alır.Nerede hata yaptığımızı öğrenelim.
    5.Azimli Olmak
           Hayalimiz için çok çalışmalıyız.Mücadele etmekten korkmayalım.Azim yiğidin kılıcıdır.Azimli olduktan sonra istediğimiz her yere gelebiliriz.Burada belirleyici  tek şey var o da zaman.Herkesin limiti farklıdır.Kimi 1 günde,kimi 1 yılda aynı şeyi başarır.Ayrıca; bugün çektiğin acılar yarın hissettiğin güç olacak.
    6.İnatçı Olmak
           Başarılı olmak istiyorsak amacımız için inatçı olmalıyız  : )Her başarısız olduğumuzda tekrar ve tekrar denemeliyiz.Edison  1999 denemeden sonra 2000'inci denemede ampulü bulmuştur.İnat=Başarının Yarısı 

    Hayal kuran kadın

     7.Kendinize Güvenin ve Dua Edin!
               Her işte olduğu gibi  kendinize güvenin.İhtiyacınız olan ilk şey kendine güvenmektir.İlk başlarda güvenmeyebilirsiniz ama sonradan bazı şeyleri başardıkça öz güven patlaması yaşayacaksınız.Bu özgüveni diğer insanlara yardım etmek için kullanacaksınız.  Böylece kendinize ve çevrenize değer katmış olacaksınız.Her ne kadar bir yere kadar ilerlesek bazı yerlerde tıkanabiliriz.İçimizden hiç birşey yapmak gelmeyebilir yada hala hakkettiğimiz noktaya gelemeyebiliriz.Bu durumda dua etmeliyiz.Çünkü; bu amaç sadece bizim çalışmamızla da olmayabilir.Tevekkülde etmeliyiz.


                                                   Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür,bilgi değil.
                                                                                                                        -Einstein  

    6 Ocak 2017 Cuma

    Hasta Değilim Sadece Burnum Akıyor!

                     Burnumuz azda olsa akar ama hasta olmayız.Bu akıntıyla vücudumuz hasta olmaya yatkın hale geldi.Ihlamur,bal,nane gibi bitki çayları içeriz iyi olmak için fakat bir türlü iyi olamayız.O burun bir türlü durmaz.Hep akar.Yolda yürürken,evde,okulda,sınavda...Kaç defa hastaneye gideriz,burun akıntısı için.İyileşiriz sonra yine akmaya başlar.O kadar akar ki cebimizde ki mendil biter.Tuvalet kağıdı yanımızda bulunur : ) İlkbahar gelir hala akar burnumuz.Eğer önlemlerimiz almazsak hasta olabiliriz.Peki burun akıntısı nasıl durur?

    burnu akan kadın


                 Burun akıntısı, üst solunum yolu hastalıkları nedeniyle oluşan burun mukozasının akmasıdır.Burun sıvısının ana maddesi mukustur ve burun için faydalıdır.Mukus,toz ve bakterilerin vücudumuzdan içeri girmesini engeller.Soğuk algınlığı ve alerji olduğumuzda burnumuzdan mukus çıkabilir veya boğazımıza akabilir.Adeta musluktan su boşalır gibi burnumuzdan mukus akar,bu nezleye işarettir.Su gibi rir.Eğerenksiz sıvı akıyorsa alerjid akıntıyı koyu ise basit virüslerden kaynaklıdır.Her yaş gurubunda görülebilir olduğu için herkeste görülebilir  ve kendiliğinden geçer. Ayrıca domuz gribinde burun akmaz.Yani acaba domuz gribi miyim diye şüphelenmenize gerek yok.

          Burun Akıntısının Nedenleri:

    • Soğuk algınlığı yada grip: Boğazdaki enfeksiyonun bir sonucudur.100'den fazla farklı virüs bizi soğuk algınlığı edebilir bunu sonucunda daha olumsuz birisi olabilirsiniz ama uzun sürede zararsızdır.Burun,boğaz ve akciğerde olan virüslerden kaynaklanır.Çocuklar ve yaşlılar gibi yüksek risk altındaki kişilerde tehlikeli olabilir.Soğuk algınlık veya grip olan kişiler vücudundaki virüsleri tuzağa düşürmek için daha fazla mukus üretir ve mukusun birazı burun yoluyla vücuttan atılır.
    • Alerjiler:Belli bir şeye alerjiniz olabilir ve dokunma,soluma ile burnunuz alerjenlere tepki verip akabilir.
    • Sinüzit:Sinüzit,sinüsler veya burnunuzun geçiş yolları şiştiğinde ve iltihaplandığında oluşur.Bunun sonucunda burun tıkanır ve solunum güçlüğü ile mukus birikmesine neden olur.Mukus, burun dışına boşalır veya genzimizde hareket edebilir.Ayrıca mukus yeşil,sarı olur ve kalındır.Soğuk havalarda başınızı örterek baş ağrısı ve burun akıntısını önleyebilirsiniz.
    • Diğer nedenler:Her şey burun akıntısına yol açabilir.Suçiçeği,gebelik,saman nezlesi,uyuşturucu bağımlılığı...
                       Ve burun akıntısıyla öksürük birlikte görülüyorsa bahar alerjisi olabilir ve ciddiye alınmazsa astıma dönebilir.


                           

     Burun Akıntısına Ne İyi Gelir?
                 Maalesef bütün burun akıntıları engellenemez.Sadece, çok burun akıntısına neden olan durumlar önlenebilir.Mikrop ve bakterileri sizden uzak tutmak için ellerinizi sık sık yıkayın.Burnunuzu sildiğiniz bezi atın.Burnunuzu temizledikten sonra ellerinizi yıkayın.Gribe karşı korunmanın en iyi yolu her sene grip aşısı olmaktır.Sigarayı  bırakmak ve uzakta durmak da iyi gelir.Burun kanallarınızın  iltihaplı hale gelmesini ve tahriş olmasını önler.Burun akıntısını önlemek için ilaçlar kullanılsa da  ilaçlar tam sonuç vermeyebilir ve sağlığımıza da  zarar verebilir.
               Fakat burun akıntısını doğal yollarla ve bitkisel tedaviyle durdurabilirsiniz.Mesela; C vitamini zengin meyveler tüketmek,soğan ve sarımsak tüketmek,çam esansı karışımını koklamak,bal ile çörek otunu karıştırıp tüketmek...

    • Limon ile su iyi gelir.Günde 3 defa ılık suya 7-8 damla limon damlatın ve burnunuza çekin.Zaman geçtikçe burnunuzun akıntısı kesilecek. 
    • Zencefil  yaprağını veya kökünü iyice çiğneyin.Çıkan  suyu yutun ve vücudunuzdaki kan dolaşımını arttırın.Burun akıntınız 3-4 gün içerisinde kesilir.
    • Ilık bir su içerisine gerektiği kadar tuz  ekleyin ve karıştırın.Ondan sonra damlalığınız veya çay kaşığı yardımıyla bu karışımı yavaşça burnunuza çekin.Yaklaşık 2-3 gün bunu uygularsanız burun akıntınız geçebilir.
    • Su buharı ile odanızı nemlendirin.
    • Bol sıvı tüketin.(Su,meyve suyu...)
    • Tavuk çorbası için.Tavuk çorbası,mukusun yoğunluğunu azaltarak tıkanıklığı giderir.Hapşırma ve sümkürme ile mikropları dışarı atar.
    • Beslenmenize dikkat edin.Hazmı zor gıdalarla vücudun metabolizması yorulmamalıdır.Az yağlı yiyecekler,et ve süt ürünleri,taze meyve ve sebzeler tüketilmelidir.
    • Hafif yürüyüşler yapın.Böylece kan dolaşımınız artacak ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
    • İyi giyinin ve kendinizi sıcak tutun.
    • İstirahat edin ve gevşeyin.
    • Pozitif düşünün.Bünyenizin dayanıklı ve güçlü olduğunu düşünürseniz daha hızlı iyi olursunuz.
    • Her türlü stresten uzak durun.
    •  



     Mikroplardan Korunmanın ve Etrafınıza Bulaşmasını Engellemenin Yolları:
    • Ellerinizi yıkayın.
    • Fincan ve bardaklarınızı paylaşmayın.
    • Kağıt mendil kullanın ve onu sümkürerek çöpe atın.Eğer etrafta durursa mikroplar etrafa yayılır.
    • Gözlerinize,burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.Nezle olan biriyle temas ederseniz asla yüzünüze dokunmayın.Böylece virüsler size bulaşamaz.
    • Oyuncakları temiz tutun.
    • Başka yöne hapşırın.Diğer insanlardan uzağa veya mendile hapşırılması önemlidir.Ellerinizle ağzınızı kaparsanız sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
    • Bulunduğunuz ortamı havalandırın.Mikroplar hareketsiz havada asılı kalırlar.Pencereyi açarsanız giderler.Odayı nemlendirmek için kap içinde suyu veya ıslak bezi kaloriferin üstüne koyabilirsiniz.
    • Mikropları sıkça dokunulan yerlerden temizleyin

    soğanın faydaları

       Son olarak;
              1919 yılında, dünyada 40 milyon kişi "grip"ten öldüğünde, bir doktor, birçok çiftçiyi griple mücadele de yardım amacıyla ziyaret eder. Birçok çiftçi ve ailesi grip kapmıştır ve birçoğu ölürler. Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır; ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır.
          Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farklı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya, "bir tabak içine soyulmamış bir soğan" koyduklarını (muhtemelen diğer odalara da) söyler. Doktor buna inanamaz ve bu soğanlardan birini alarak laboratuvarda mikroskop altına koyarak inceler ve soğanın içinde "grip" virüsünü görür. Soğan, açıkça grip bakterisini "absorbe" etmiş, emmiştir ve bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.
    Bu hikâyeyi kuaför dostumdan duydum. Geçen yıl dükkânına çukur bir tabak içinde bir ‘soğan’ yerleştirir. Ve büyük bir sürpriz yaşar, o yıl hiçbir personeli grip olmamıştır. Formül işe yaramıştır...
            Bu öyküden alınacak ders; bir miktar "soğan" almanız ve  burun akıntısına yada gribe karşı evinizin çevresinde bir yerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin. Biz geçen yıl onu denedik ve asla "grip" olmadık..

                       
                                                                                                    Kendinize iyi bakın  : )

    2 Ocak 2017 Pazartesi

    Geri Dönüyorum! : )

                        Merhaba millet!Bu yazının ilk yazı olması sebebiyle çok büyük kitleler okuyamayacak ama ben yine de yazacağım.Uzun zamandır ortalarda yoktum.Çok yoğundum ve bazen de canım yazmak istemedi.Çok nadir de olsa neden yazdığımı bilmiyordum.Ben yokken bazı blogger arkadaşlarım çok yol almışlar.Öncelikle burdan onları pes etmedikleri için tebrik ediyorum.Peki neden tekrar blogger alemine dönüyorum?Cevabı basit,blog yazmadığımda kendimi eksik hissediyorum(Her ne kadar boş zamanım olmasada :)Ayrıca bu benim 3. bloğum olacak.Burda dikiş tutturacağım.Merak edenler için ben neredeydim,ne yapıyordum?(Hiçkimse merak etmiyor ama umrumda değil.)

    ormandaki adam

    Haziran-Temmuz-Ağustos
                         Bu yaz tatilinde ben erkek olmam neticesinde çalıştım.Boş zamanım oldu mu?Evet,oldu ama o zaman kendimi yorgunhissettim,canım yazmak istemedi,yazacak konu bulamadım...Gibi sebeblerden ötürü yazamadım.Kitap okudum,spor yaptım,film izledim boş zamanlarımda.Bir nevi blog aleminden inzivaya çekildim.

    Hacettepe üniversitesi beytepe kampüsü

    Eylül-Ekim-Kasım-Aralık
                  Okul açıldı.Dersler,ödevler,sınavlar üst üste geldi.Anlayacağınız çok yoğundum.Okullar açıldığında bir arayış içinde olduğumu farkettim:kendimi arıyordum.Hiçbir zaman kendimi tamamlanmış hissetmedim.Bizde ki "Ne oldum deme ne olacağım de." sözü gibi.Şunun farkına vardım:blog yazdığımda bazı şeyleri insanlarla paylaştığımda rahatlıyorum,mutlu oluyorum.Yazı yazmak tıpkı terapi gibi insanı rahatlatıyor.Oturduğunuz yerde...

                        Bu arada neden "Tasarkar" ismini kullandığıma gelince hem okuduğum bölümle ilgili hemde akılda kalıcı.Tıpkı "Sanatkar" gibi.Ayrıca bu konuyla ilgili daha sonra ayrıntılı bir şekilde yazı yazacağım.
                        Son olarak; 2017 yılımızı tüm acılara rağmen yılmadan,sıkılmadan,umutsuzluğa kapılmadan mutlu geçirmemiz dileğiyle : )

    Bizimle İletişime Geçebilirsiniz!

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *